Journals / İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2017 / Cilt: 8 - Sayı: 1

PLAGIARISM IN ADMINISTRATIVE COURT DECISIONS

İDARİ YARGI KARARLARINDAN HAREKETLE "İNTİHAL"

Pages
225–254
DOI
—

Abstract

There was no legal regulation which regards to plagiarism, a type of ethical violations and ethical violations, other than Act Number 5846. Therefore, the punishment to be established about a public servant or an academician who has committed plagiarism has been the subject of debate. Even after a decision of the Council of State, plagiarism acts committed before 2014 became unpunished. By December 2016, the enactment of the Law on Higher Education brought ethical violations and plagiarism into law, even though this regulation had its deficiencies, at least the sanctions for ethical violations were determined. With this amendment, it was decided that ethics violations are what they are. It should also be noted that these regulations cannot be said to be sufficient, although pleasing. Which acts are ethical violations and are not in proportion to the extent that they are understood without the enforcement of the envisaged measures in respect of these violations. In this article, the implications of current regulations regarding ethical violations and the conclusions that can be drawn from administrative judgments regarding ethical violations have been assessed.

Özet

Etik ihlaller ve etik ihlallerin bir çeşidi olan intihal ile ilgili olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu dışında yakın zamana kadar kanuni bir düzenleme bulunmamaktaydı. Dolayısıyla intihal eylemini gerçekleştiren bir kamu görevlisi veya akademisyen hakkında tesis edilecek ceza tartışma konusu olmuştur. Hatta Danıştay İdari Dava Daireleri'nin bir kararı sonrasında 2014 yılından önce işlenen intihal eylemleri cezalandırılamaz hale gelmişti. 2016 yılının Aralık ayında Yükseköğretim Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle etik ihlaller ve etik ihlallerin bir çeşidi olarak intihal kanuni bir düzenlemeye kavuşmuş, bu düzenlemenin eksiklikleri bulunmasına rağmen en azından etik ihlallerin yaptırımları belirlenmiştir. Belirtmek gerekir ki bu düzenlemeler ne kadar sevindirici olsa da yeterli değildir. Zira etik ihlallerin karşılığı olarak öngörülen müeyyideler düzenlemeden anlaşıldığı kadarıyla orantılı değildir. Kaldı ki intihal eylemi için tek bir yaptırım öngörülmüştür ve bu yaptırım da akademisyenin akademik hayatını sonlandıracak niteliktedir. Halbuki intihal birçok şekilde gerçekleşebilir. İntihal eylemleri hakkında hafiften ağıra giden bir düzenleme yapmak yerine intihal çeşitlerinin tamamının tek bir yaptırıma tabi tutulmuş olması yapılan düzenlemenin en büyük eksikliklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.