Journals / İnfeksiyon Dergisi / 2000 / Cilt: 14 - Sayı: 3

The importance of Gruber-Widal agglutination test in the diagnosis of patients with Salmonella growth in blood culture

Kan kültüründe Salmonella cinsi bakteri üreyen hastaların tanısında Gruber-Widal aglütinasyon testinin önemi

Pages
317–320
DOI
—

Abstract

Gruber Widal tube agglutination test is still commonly used in the diagnosis of salmonellosis in Turkey. Although Salmonella infections are observed in five different clinical forms, all cases with positive serology are accepted and treated as typhoid fever. In this study the files of patients diagnosed as salmonellosis with positive blood cultures were retrospectively investigated. The clinical and laboratory findings at the time of the positive blood cultures were evaluated. The duration time of the complaints of the total 35 patients whose ages ranged between 13 and 56 years (average 25.0(11.1) was 1-180 days (average 19.4±30.7) at the time of admission to the clinic. All patients showed fever, weakness, headache, and relative bradycardia. The symptoms were diarrhea (40 %), constipation (20 %), rose spots (71.4 %), and organomegaly (8.5 %). In all patients C-reactive protein (CRP) was positive and erythrocyte sedimentation rate (ESR) was elevated. The white blood cell count was found to be normal in 77.1 %, low in 14.3 %, and high in 8.6 % of the patients. Polymorphonuclear leucocyte number was increased in 9.8 %. Proteinuria and erytrocyturia were present in 2.2 % and 17.1 %, respectively. Gruber-Widal tube agglutination test was positive in 34 % and negative in 42.8 %. Gruber-Widal test was found higher than 1/200 titer with respect TO and TH in 12, only TO in two and only TH in six patients. When evaluated statistically no significance was found between the period of initiation of the disease and TO and TH titres > 1/200 (p=0.3). However, there was a significant relation between organomegaly and constipation (p

Özet

Türkiye'de halen tifo tanısında serolojik bir tanı yöntemi olan Gruber-Widal tüp aglütinasyon testinin (GWT) rutin olarak kullanıldığı bilinmektedir. Salmonella infeksiyonları beş değişik klinik formda izlenir. Buna karşın serolojisi pozitif tüm olgular tifo tanısı ile tedavi edilmektedir. Bu çalışmada tifo tanısı ile yatan ve kan kültüründe Salmonella cinsi bakteri üreyen hastaların dosyaları retrospektif olarak incelenerek tanıda Gruber-Widal testinin değerini saptamak amaçlandı. Hastaların kan kültürü pozitif olduğu anda saptanan klinik ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildi. Toplam 35 kişinin, yaşları 13-56 (ortalama: 25.0±11.1), yakınmalarının başlama süresi 1-180 (ortalama 19.4±30.7) gün idi. Tümünde ateş, halsizlik, başağrısı, relatif bradikardi saptandı. Hastaların semptomları; ishal (%40), kabızlık (%20), pembe lekeler (%71.4) ve organomegali (%8.5) idi. Laboratuvar olarak; tüm hastaların C-reaktif proteini (CRP) pozitif ve eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) yüksekti. Lökosit sayısı normal (%77.1), düşük (%14.3), yüksek (%8.6); periferik yaymada polimorf nükleer lökosit artışı (%98); idrar incelemesinde proteinüri (%2.2) ve eritrositüri (%17.1) bulundu. Gruber-Widal tüp aglütinasyon testinde (GWT) pozitiflik %34, negatiflik %42.8 olarak görüldü. Toplam 35 olgunun GWT testi; 1/200 den yüksek titrasyon olarak, TO ve TH 12 kişide her ikisi, tek başına olarak TO iki ve TH altı kişide pozitif bulundu, istatiksel olarak incelendiği zaman, başlangıç süresi ile TO ve TH arasında anlamlılık (p=0.3) saptanmadı. Ancak organomegali ve kabızlık arasındaki ilişki (p