Journals / Human Rights Review / 2016 / Cilt: 1 - Sayı: 12

Göçmen Kaçakçılığının Avrupa Birliği, Avusturya ve Türk Hukuku Açısından Cezalandırılması

Pages
27–48
DOI
—

Özet

2011 yılında başlayan „Arap Baharı“ ile orta doğu adım adım adeta bir savaş meydanına dönüşmüştü. Bu gelişmeler neticesinde Suriye’de yaşayan, 4 milyon üzerinde, bir insan topluluğu kendi can güvenliklerini temin edebilmek için ülkelerini terk etmeye başlamışlardır. Bu mültecilerin büyük bir oranına (2 milyonu aşkın mültecilere) Türkiye Cumhuriyeti sınır kapılarını açarken, Avrupa Birliği ülkeleri 2014 yaz aylarında gelen mülteci akımıyla başa çıkmakta adeta zorlanmıştır. Suriye’deki krizden özellikle göçmen kaçakçıları yararlanmaya başlamıştır. Göçmen kaçakçılığı örgütlerinin belirli ücretler karşılığında, insanların bu zor durumundan yararlanarak, hukuka aykırı bir şekilde Avrupa’ya ulaştırma vaatlerinde bulunarak, bu “ölüm yolculuğunda” bir çok insanın hayatlarına sebep olmuşlardır. Göçmen kaçakçılığı suçunun faillerinin daha ağır cezalandırılması Avrupa Birliği’nde ve ülkelerinde şiddetle tartışılmıştır. 2004 yılına - Macaristan’ın Avrupa Birliği üyesi olana - kadar Avusturya Cumhuriyeti, Avrupa Birliğinin coğrafik olarak en doğu ülkesi olduğundan, Avrupa Birliği’nin doğu tarafından ana girişini sağlayan ülkesiydi. Avusturya Yabancı Kanunu’nu (FPG) göçmen kaçakçılığı ile ilgili hem adli hem de idari suçlar düzenlemiştir. Bu Kanunu’nun 114. maddesinde adli suç olarak düzenlenen göçmen kaçakçılığı suçunun yanında – failin zenginleşme saikinin olmadığı haller için – göçmenin ülkeye hukuka aykırı girişine veya ülkede hukuka aykırı bir şekilde kalmasına imkan sağladığı fiiller için bu Kanunu’nun 120. Maddesi idari suç olarak düzenlenmiştir. Bu çalışma ile Avusturya, Türk ve Avrupa Birliği hukukunda göçmen kaçakçılığının cezalandırılması, Avusturya, Türk ve Avrupa Birliği hukukundaki düzenlemeler ışığında izah edilecektir.