Journals / Hitit ilahiyat dergisi / 2022 / Cilt: 21 - Sayı: 1
The Examination of Taking Off Headscarf Behaviour in the Light of the Cognitive Dissonance Theory and Secularization Theory
- Journal
- Hitit ilahiyat dergisi
- Pages
- 281–308
- DOI
- —
Abstract
Wearing a headscarf is not only a personal worship but it is related to social, cultural, and political experiences. Therefore, wearing or taking off a headscarf may not be a free decision of an individual. This study tries to find some answers to how women eliminate their cognitive dissonances in the process of taking off headscarf considering its links with social, cultural, and political experiences. In this study, 63 online letters that were published on the “yalnizyürümeyeceksin.com” website between 01.01.2020 and 01.03.2020 are chosen to be the sample. I applied content analysis to these documents. In the light of this analysis, I found that the dissonance between not wanting to wear the headscarf (1st cognition) and being hijabi (2nd cognition) can be a reason for a series of disturbances from discontentment to depression. As a result, to eliminate this dissonance, the individuals may try to use these methods to reduce the dissonance: secularizing both with the clothes and the style of living (adding supportive cognition), alienating from the World (reducing the dissonance), describing religious life of their own family inadequate (adding supporting cognitions), emphasizing family’s oppressive attitudes (reducing the dissonance), getting economic independence (adding supportive cognition), having a separate house from family (adding supportive cognition) and, confirming that they do not perform other religious obligations either (adding supportive cognition). One of our findings is that some individuals not only change their attitude about headscarves but also experience the conversion. Another prominent theme in the findings is some women start to feel that they do not belong the group that headscarf implies they belong to. Besides this, some of them take off their headscarves because they start to think that it is excessively hard to wear.
Özet
Başörtülü olmak yalnızca bireysel dinî bir davranış olmayıp sosyal, kültürel ve politik yaşantılarla da bağlantılıdır. Başörtüsünü takma veya çıkarma kararı vermek tamamen bireyin öznel kararı olmayıp yine bu yaşantıların uzantısı olabilmektedir. Bu çalışmada önceden başörtülü olan kadınların başörtüsünü çıkarma kararı verirken sosyal, kültürel ve politik yaşantılarıyla da bağlantılı olarak karar verme süreçlerinde yaşadıkları bilişsel çelişkileri nasıl giderdikleri sorusuna cevap aranmaktadır. Çalışmada örneklem olarak “yalnizyürümeyeceksin.com” isimli çevrimiçi platforma 01.01.2020-01.03.2020 tarihleri arasında gönderilen 63 mektup seçilmiştir. Bu mektuplara içerik analizi yöntemi uygulanarak bulgulara ulaşılmıştır. Paylaşılan mektuplar incelendiğinde başörtüsünü kullanmak istememe (1.biliş) ve başörtülü olma (2. biliş) arasındaki tutarsızlığın bireylerde hoşnutsuzluktan depresyona kadar çeşitli düzeylerde rahatsızlık uyandırdığı görülmektedir. Bu rahatsızlığın giderilmesi için başörtüsünü açma davranışını gerçekleştirme sürecinde bireylerin kıyafetlerde ve yaşam tarzında sekülerleşme (tutarlı biliş ekleme), dış dünyadan soyutlanma (çelişkiyi azaltma), ailenin dinî yaşantısını yeterli görmeme (tutarlı biliş ekleme), ailenin baskıcı tutumlarını ön plana çıkarma (çelişkiyi azaltma), ekonomik bağımsızlık kazanma (tutarlı biliş ekleme), aileden ayrı yaşama (tutarlı biliş ekleme), dinin diğer gereklerini yerine getirmediğini ifade etme (tutarlı biliş ekleme) yöntemleriyle yaşadıkları bilişsel çelişkiyi gidermeye çalıştıkları görülmüştür. İçerik analizinden elde edilen sonuçlardan bir diğeri bireylerin bir kısmının yalnızca dinî tutum ve davranış değişikliği değil dinden ayrılmayı da tecrübe etmiş olmasıdır. Başörtüsünün sembolize ettiği grup kimliğine ait hissetmeme de öne çıkan bir başka temadır. Bunların yanında inancını yitirmediği hâlde başörtüsünün anlamını yitirdiğini ifade edenler ve sadece örtünmek zor geldiği için örtünmeyi reddedenlerin olduğu görülmektedir.