Journals / History Studies / 2013 / Cilt: 5 - Sayı: 1

Is the early ottoman history “a black hole?”: discussions about the foundation of the ottoman empire and gazi/gazâ concepts

Erken dönem Osmanlı tarihi “kara bir delik / a black hole” mi?” osmanlı devletinin kuruluşu “gazi/gazâ” ideolojisi ile ilgili tartışmala

Pages
89–100
DOI
—

Abstract

Since the beginning of the 20th century, conflicting arguments have been made about the origins, development and characteristics of the Ottoman Empire, which started as a small border country. In his “Foundation of Ottoman Empire”, published in 1916, Herbert Adams Gibbs claims that the state is built by mixed nation of people from Turkish pagan and Greek Christian roots. According to Gibbons, roots of the Ottoman Empire should be searched referring to the European elements rather than Asian Turkish ones. In 1935, M. Fuat Köprülü contradicted Gibbons by claiming that Ottoman Empire mainly belongs to Turkish and Muslim elements. In 1937, Paul Wittek rejects Köprülü’s claim about Ottomans’ connection to Oguz Kayı tribe. Wittek argues that the foundations of the empire would not base on a tribe. According to him, this foundation bases on the concept of Gazâ, or the holy war against the neighboring Christian world. M. Fuat Köprülü’s opinions are supported and extended further by Halil İnalcık’s new claims. Among several other factors, İnalcık always considers gazâ factor as a historical fact and stresses that jihad or gazâ continues to be the leading dynamic of the ottomans till the end of the 17th century. He expresses this idea by saying; “Gazâ is the leading factor for the progress of Ottomans in Asia and Europe.” Turkologist like Ronald C. Jenings, Colin İmber, Hungarian Turkologist Gyula Kaldy-Nagy, Şinasi Tekin, Colin Heywood and Heath Lowry reject the gazâ thesis. English Historian Colin Imber takes the discussions about the subject one step further and calls the ottoman history until the last quarter of the 15th century as “a black hole.” Using new claims by modern Turkish historians such as Feridun M. Emecen and Mehmet Öz, this study will try to evaluate these approaches to the Ottoman history that name the period from the foundation to the early empire as “a dark period.”

Özet

Bir uç beyliği olarak ortaya çıkan Osmanlı Devleti’nin kökenleri, gelişiminin ilk aşamaları ve niteliği üzerine 20. yüzyılın başlarından itibaren farklı ancak zaman zaman birbiriyle çatışan tezler ileri sürülmüştür. Herbert Adams Gibbons, 1916 yılında yayınlanan “Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu / Foundation of the Ottoman Empire” adlı kitabında, devletin büyük ölçüde putperest Türkler ve Hıristiyan Rumların karışımından doğan yeni bir ırkın eseri olduğunu ileri sürmekteydi. Gibbons’a göre Osmanlı imparatorluğu’nun kuruluşundaki asıl yaratıcı öğeleri Asyatik Türklerden ziyade bu Avrupalı unsurlarda aranmalıydı. 1935’de Fuat Köprülü Gibbons’un bu tezine karşı çıkmış Osmanlı Devletinin esas olarak Türk ve Müslüman unsurların eseri olduğunu ileri sürmüştür. 1937 yılında Paul Wittek ise Köprülü’ nün Osmanlıları Oğuz boylarına dayandırdığı Kayı aşireti bağlantısını reddeder. Wittek, imparatorluğun üzerine kurulduğu temelin böyle bir aşiret yapısı olmayacağını savunur. Ona göre bu temel, komşu Hıristiyan dünyasına karşı yürütülen bir kutsal savaş, yani “gazâ” olgusudur. M. Fuat Köprülü’ nün görüşleri Halil İnalcık tarafından daha da genişletilerek yeni fikirlerle desteklenmiştir. Diğer bir dizi faktörün yanında gazâ faktörünü bir tarihsel gerçek olarak her zaman ön planda tutmuş, cihad veya gazâ’nın 17. Yüzyıl sonuna kadar Osmanlı devletinin dinamik ilkesi olarak devam ettiğini vurgulamıştır. Bu görüşünü şöyle dile getirmiştir; “Gazâ, Asya ve Avrupa’daki Osmanlı gelişmesinde başlıca faktördür.” Ronald C. Jenings, Colin İmber, Macar Türkolog Gyula Kaldy-Nagy, Şinasi Tekin, Colin Heywood ve Heath Lowry gibi Turkologlar “gazâ” tezi’ni reddederler. İngiliz tarihçi Colin İmber ise konu ile ilgili tartışmaları daha da ileri götürerek erken dönem Osmanlı tarihini 15. Yüzyılın son çeyreğine kadar “kara bir delik” olarak değerlendirir. Bu çalışmada Osmanlı’nın kuruluşundan erken imparatorluk dönemini “karanlık bir dönem” olarak değerlendiren veya göstermeye çalışan yaklaşımları Feridun M. Emecen ve Mehmet Öz gibi alanında saygın Modern Türk tarihçilerinin ortaya koyduğu görüşler çerçevesinde incelenmeye çalışılacaktır.