Journals / Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi / 2009 / Cilt: 49 - Sayı: 3
Major risk factors in coronary artery disease and assessment of C-reactive protein
- Pages
- 160–167
- DOI
- —
Abstract
Objective: Cardiovascular diseases are leading mortality and morbidity causes worldwide. Traditional risk factors determined by epidemiological studies are insufficient to estimate the prevalence of coronary artery disease. In this study we investigated the distrbution of major risk factors and coexistance of C-reactive protein (CRP) with coronary artery disease.Material and Method: The study was performed with 123 patients who were underwent diagnostic coronary angiography in Kosuyolu Heart and Research Hospital. The patients who had myocardial infarction, intracoronary intervention, any major trauma, operation, and cerebrovascular event within last 6 months; the ones having corticosteroid or immunusuppressive therapy for any reason; having hepatic failure, renal failure, significant valvular heart disease, hypothyroidism or hyperthyroidism, any inflammatory, infectious, neoplastic disease; having less than 50% stenosis in one or more coronary arteries detected in coronary angiography were excluded from the study. Patients divided into two groups according to angiography results. Group I (Coronary artery disease patients) consisted of cases who had 50% or more stenosis in one or more of the coronary arteries; and Group II (control) consisted of cases with normal coronary angiography. Both groups were compared in terms of advanced age, family history of early coronary heart disease, body mass index, type II diabetes mellitus, hypertension, hypercholesterolemia, high triglyceride, low HDL cholesterol, smoking, and CRP.Findings: Among traditional risk factors, male gender, advanced age, hypercholesterolemia, smoking were found significantly higher in coronary artery patients’ group (p0,05).Result: This study shows that, it is beneficial to consider CRP levels together with known traditional risk factors while assessing patients for risk of coronary artery disease. As far as the results are concerned this study seems to support similar studies in the literature.
Özet
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında, mortalite ve morbiditenin başta gelen nedenlerindendir. Epidemiyolojik çalışmalar sonucunda belirlenen klasik risk faktörleri toplumdaki koroner arter hastalığı prevalansını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmada, anjiyografik olarak gösterilmiş koroner arter hastalığı olan ve olmayan hastalarda, majör risk faktörlerinin dağılımı ve C-reaktif protein’in (CRP) koroner arter hastalığına eşlik edip etmediği araştırılmıştır.Materyal ve Metod: Çalışma Koşuyolu Kalp ve Araştırma Hastanesinde tanısal amaçla koroner anjiyografi yapılan 123 hasta üzerinde yapıldı. Son 6 ay içinde myokard infarktüsü, intrakoroner girişim, herhangibir majör travma, operasyon, serebrovasküler olay geçirmiş olanlar, herhangibir sebeple kortikosteroid veya immünsüpresif tedavi almakta olanlar, karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, belirgin kalp kapak hastalığı, hipotroidi veya hipertroidi, herhangibir inflamatuar, enfeksiyöz, neoplastik hastalığı bulunanlar ve koroner anjiyografisinde koroner arterlerden bir veya daha fazlasında % 50’nin altında daralma bulunanlar çalışma dışı bırakıldı. Koroner anjiyografi sonuçlarına göre hastalar 2 gruba ayrıldı. Bir veya daha fazla koroner arterinde %50 ve üzerinde daralma saptanan olgular koroner arter hastası (Grup I) grubu, koroner anjiyografisi normal olan grup ise kontrol (Grup II) grubu kabul edildi. Grup I ve Grup II ileri yaş, ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü, Beden Kitle indeksi, Tip 2 Diyabetes Mellitus varlığı, hipertansiyon, hiperkolesterolemi, trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol düşüklüğü, sigara kullanımı ve CRP açısından karşılaştırıldı.Bulgular: Geleneksel risk faktörlerinden erkek cinsiyeti, ileri yaş, hiperkolesterolemi ve sigara içimi koroner arter hastası olan grupta anlamlı yüksek bulundu (p0,05).Sonuç: Bu çalışma, hastaları koroner arter hastalığı riski açısından değerlendirirken, bilinen majör risk faktörlerinin yanında, CRP düzeylerinin de dikkate alınmasının yararlı olacağını göstermektedir. Varılan sonuç itibariyle literatürdeki benzeri çalışmaları destekler görünümdedir.