Journals / Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2012 / Cilt: 29 - Sayı: 1
The relationship between enamel hypoplasia and growth of height in "Ankara population"
- Pages
- 273–292
- DOI
- —
Abstract
Subjects of the studies on enamel hypoplasia are generally limited to the epidemiology of the disease or its relation to life standards. Studies about the consequences of hypoplasia on living individuals are rare. In this study, hypoplasia has been considered as one of the physiological stress indicators. By taking this indicator as the starting point of this study, die effects of hypoplasia on the growth of the height of infants and children have been examined. The sampling group is chosen among the individuals who applied to Hacettepe University Hospital. Dr. Sami Ulus Children Hospital and Zckai Tahir Burak Hospital for any health reasons in Ankara. The teeth of 400 infants and children were examined macroscopically and the height of these children was measured by taking anthropometric groundwork into consideration. In order to determine hypoplasia 411' type of FDl index is used. The infants who have not cut their first tooth yet have not been included in the sampling group. The sampling group, therefore, consisted of 176 girls and 190 boys; 366 children in total.As gender is an important variable in growth of height, statistical analysis was carried out accordingly. However, in order to obtain mote reliable statistical results, a general group that consisted of both genders was also analyzed. Similarly, the infants and children were grouped according to their ages. The heights of girls and boys are measured and their growth curves are calculated. These are compared with the national and international standards. Also children who have hypoplasia and who do not are identified to determine'the differences between both sexes on growth of height.Both girls and boys who have or do not have hypoplasia were grouped and examined according to their height. Consequently, it is observed that the children in the general group and children in boys group who are 10-11 years old and have hypoplasia are shorter than the children who do not have hypoplasia. This difference has been found to be statistically significant (p< 0.05). The differences observed İn other age groups have not been found significant since the sampling range was insufficient for the groups or the variations within the group were high. Therefore, it can be concluded that the children who have hypoplasia are not behind other children regarding the growth of height. Inadequate growth of height among children and infants cannot be explained only by physiological stress.
Özet
Mine hipoplaziieri üzerine yapılan çalışmalar genellikle hastalığın epidemiyoiojisi ya da yaşam biçimiyle ilişkilendirme gibi sınırlı konulardır. Yaşayan bireylerde hastalığın sonuçlarına ilişkin çalışmalar son derece azdır. Bu çalışmada hipoplazi, fizyolojik stres göstergelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu göstergeden yola çıkarak hipoplazinin çocuk ve bebeklerin boyuna büyümesi üzerine etkileri çalışılmıştır. Örnekiem. Ankara İlinde bulunan Hacettepe Üniversitesi Hastahanesi. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastahanesi ve Zekai Tahir Burak Hastalıanesi'ne, Anandolu'nun çeşitli şehirlerinden gelen veyahut Ankara'da yaşayan ve herhangi başka bir sağlık nedeniyle başvuran bireyler arasından seçilmiştir. 400 bebek ve çocuğun dişleri mak-roskopik olarak incelenmiş, bebek ve çocukların boylan antropometrik esaslara uygun olarak ölçülmüştür. Hipoplazinin belirlenmesinde FDI indeksinin 4. Tipinden yararlanılmıştır. Süt dişlerini henüz çıkarmamış olan bebekler örnekleın grubuna dahil edilmemiştir. Bu nedenle ör-nekleın grubu 176'sı kız. 190'ı erkek çocuk olmak üzere toplam 366 bireyden oluşmaktadır.Boyuna büyümede cinsiyet önemli bir değişken olduğu için istatistiksel analiz bu doğrultuda yapılmıştır. Ancak daha güvenilir istatistiksel sonuçlara ulaşabilmek için cinsiyet farkı gözetmeksizin genel olarak da analiz edilmişlerdir. Ayrıca, bebek ve çocuklar yaşlarına göre de gruplara ayrılmıştır. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen ve Ankara'daki Hastanelere başvuranlar arasından seçilen örnekiem, "Ankara Popülasyonu" olarak adlandırılmıştır. Bu gruptaki erkek ve kız çocuklarının yaş gruplarına göre boyları ölçülmüş ve büyüme eğrileri çıkartılmıştır. Boyları ulusal ve uluslararası standartlarla karşılaştırılmışım Ayrıca hipoplazisi olan ve olmayan, kız ve erkek çocukları belirlenmiş, hipoplazisi olan çocuklardaki boyuna büyüme ile hipoplazisi olmayanların arasında farklılık cinsiyet esas alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Hipopitazİsi olan ve olmayan kız ve erkek çocukları boy uzunluklarına göre gruplanarak incelenmiştir. Sonuç olarak genel grupta ve erkek çocuklarında 10-11 yaş aralığında hipoplazisi olanların, olmayanlardan daha kısa oldukları gözlemlenmiştir. Bu gözlemin istatistiksel olarak anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır (p< 0.05). Grup içerisindeki çeşitliliğin fazla olması ve/veya örneklem verilerinin yetersiz olması sebepleriyle diğer yaş gruplarında gözlemlenen farklılıklar anlamlı bulunmamıştır. Bu nedenle, hipoplazisi olan çocukların boyuna biiyüme açısından diğer çocuklardan geri kalmadıkları sonucuna varılabilir. Çocuk ve bebeklerde boyuna biiyüme bakımından geri kalma durumunda, fizyolojik stres tek başına yeterli bir faktör değildir.