Journals / Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2014 / Cilt: 31 - Sayı: 1
Arguments on Nationality-Universality in Arts in 1960’s Turkey
- Pages
- 169–186
- DOI
- —
Abstract
1960’s denotes a period when political changes/transformations were witnessed, and when new institutions and cultural codes emerged all around the world. In Turkey, on the other hand, the military coup d’état of May 27,1960 by the Committee of National Unity, and the following 1961 Constitution had a great impact on not only politics but also cultural and artistic milieu. The rights and freedoms, provided by the new constitution, facilitated the establishment of new political parties, the political participation of different social classes, and the development of media. In this atmosphere, the arguments around “nationality and universality in arts and intellectual life”, which actually had been around since the Tanzimat Reform Period, underwent a change. These nationality and universality arguments were mostly shaped by the political/cultural dynamics of the day, determined by internal and external influences. In many periodicals which were then published , the interaction and differences in artistic production modes of the West and Turkey were highly discussed in terms of style and content. The discussions became more apparent in various periodical and newspaper articles on “Contemporary Turkish Art Exhibition”, which was held in five different cities abroad between the years 1963-1964; not only those articles also the artists’, writers’, critics’ and architects’ responses to a survey on “the influence of the West-local values” conducted by the periodical Dost reflects the contemporary concerns. “Contemporary Turkish Art Exhibition” and the ensuing discussions actually offered new insights on the national identity search of Turkish art throughout 1960’s. Thereafter, artists and the critics started to discuss such concepts as “influence-imitation”, “locality-nationality”, “style-content” more often in various contexts. The survey of the periodical Dost revealed that the Western influence on Turkish art could not be denied; however, it seems to have been widely accepted that it was possible to be/to stay original by emphasizing national values. On the other hand, it is notable in the responses of the artists that they needed to think about “influence-imitation” and “locality-nationality” in different contexts.
Özet
1960’lı yıllar tüm dünyada siyasi değişim/dönüşümlerin yaşandığı, yeni kurumlaşmaların ve kültürel kodların ortaya çıktığı bir sürece işaret etmektedir. Türkiye’de ise özellikle Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve onu izleyen 1961 Anayasası politik hayatı olduğu kadar kültür ve sanat ortamını da etkilemiştir. Yeni anayasanın getirdiği hak ve özgürlükler, yeni siyasi partilerin kurulmasına ve farklı toplumsal katmanların birlikte siyaset yapmalarına, basın-yayın alanının gelişmesine olanak sağlamıştır. Bu ortam içerisinde, Tanzimattan itibaren süregelen “sanat ve düşünce hayatında ulusallık-evrensellik” tartışmaları da farklı bir çehre kazanmış, büyük ölçüde dönemin iç ve dış siyasi/kültürel dinamikleri ile şekillenmiş, biçim ve içerik yönünden Batı ile Türkiye’deki sanatsal üretim arasın- daki etkileşim ve farklar dönemin pek çok süreli yayınında tartışılmıştır. Söz konusu tartışmalar, 1963-1964 yıllarında yurt dışında 5 farklı şehirde izlenime sunulan “Çağdaş Türk Sanatı Sergisi” üzerine dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılar ve 1965 yılında Dost dergisinin “batı etkisi-yerel değerler” üzerine düzenlediği soruşturmaya ressam, yazar, eleştirmen ve mimarların verdiği yanıtlarda görünür hale gelmektedir. “Çağdaş Türk Sanatı Sergisi” ve ardından yapılan tartışmalar 1960’lar boyunca Türk sanatında ulusal kimlik arayışı konusuna yeni açılımlar kazandırmış, dönemin sanatçı ve eleştirmenleri ‘etki – taklit’, ‘yerellik – ulusallık’, ‘biçem – içerik’ gibi kavramları sıklıkla ve farklı bağlamlarda tartışmaya başlamıştır. Dost dergisi soruşturması ise Türk sanatı üzerindeki batı etkisinin yadsınmadığı ancak ulusal değerleri öne çıkartarak özgün olunabileceği / kalınabileceği gerçeğinin benimsendiği görülmektedir. Öte yandan sanatçıların verdikleri yanıtlarda ‘etki – taklit ’ve ‘yerellik – ulusallık’ gibi kavramları farklı bağlamlarda düşünmeye ihtiyaç duydukları göze çarpmaktadır.