Journals / Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2015 / Cilt: 32 - Sayı: 2

Bram Stoker'ın Drakula Adlı Eserinin Gotik Ekoeleştirel Bir İncelemesi

A Gothic Ecocritical Analysis of Bram Stoker's Dracula

Pages
15–24
DOI
—

Abstract

This article extends the term "gothic ecocriticism" to encompass the study of literary texts as part of the task of bridging the great divide between the theoretical and practical dimensions of environmental thought. It illustrates an ecocritical reading of Bram Stoker's Dracula (1897), by especially focusing on its ecophobic configuration of nature and animals, as oppositional forces to the human domain. After setting a theoretical and contextual framework by explaining the origins of gothic ecocriticism and drawing a line of thought following the gothic literary tradition, the article then delves into Dracula as a site of discussion that revolves around ecophobia. Arguing that the novel is based on ecophobic feelings, such as fear of the unknown in nature, the fearsome depictions of the animals as ill-omens, and the heavy employment of other scary conventions like dark clouds, black sky, and huge mountains, the article discusses whether or not Dracula can be viewed as an illustration of queer nature. It concludes that gothic ecocriticism may familiarise the unfamiliar, and by doing so may help contribute to the development of a union between the theory and praxis of environmental thought and action. It also underlines the importance of drawing upon posthumanist endeavours for the fulfilment of a better development in the field

Özet

Bu makale "gotik ekoeleştiri" teriminin içeriğini genişleterek, edebi çalışmaları da konuya dahil etmektedir. Amacı, çevresel düşüncenin, aralarında kopukluk olan kuramsal ve uygulamalı olan bağlamlarını birbirine yaklaştırmaktır. Başlangıç noktasını gotik ekoeleştiriden alarak, Bram Stoker'ın Drakula (1897) adlı eserini ekoeleştirel biçimde incelemektedir. Bu incelemede, özellikle de doğa ve hayvanların ekofobik betimlemelerine odaklanmakta, bunların insana ait alana yabancı ve karşıt olarak tasvir edilmelerine dikkat çekmektedir. Gotik ekoeleştirinin kökleri konusunda teorik ve bağlamsal bir çerçeve çizerek başlayan ve gotiğin edebi geleneğinden yola çıkan bu makale, daha sonra ekofobinin bir alanı olarak Drakula metnine giriş yapmakta, daha sonra ise metnin ve ana karakter olan kontun insan-ötesi bir örneklem olup olmadığını tartışmaktadır. Doğada bilinmeyene duyulan korku, hayvanların kötü işaretler olarak korkunç tasvirleri ve diğer korku öğeleri olarak kara bulutların, karanlık gökyüzünün ve benzeri şekilde yüksek dağların kullanılmasından yola çıkarak, romanın ekofobik duygulara dayalı olduğunu savunan makale, Drakula'nın aslında queer doğanın bir örneğini yansıtıp yansıtmadığını tartışmaktadır. Makale, sonuç bölümünde çevresel düşünce ve eylemin arasındaki bağı güçlendirmede gotik ekoeleştirinin, gotiğin bir olarak yaptığını tersine çevirerek, yani aşina olmayanı tanıdık hale getirerek, oynayacağı rolün altını çizmekte ve alanın gelişmesi için insan-ötesi girişimlerin önemini vurgulamaktadır