Journals / Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2017 / Cilt: 34 - Sayı: 2
Discursive Manifestations of Human-Animal Power Relationships: The Case of Agro-Industry
- Pages
- 61–81
- DOI
- —
Abstract
Power relations between humans and animals have long been neglected in the academic literature. At every stage of human history, animals have always been an important part of human’s physical and social life. Recently, the interdisciplinary field of critical animal studies has reminded how fundamental human-animal interaction is in many areas, criticizing approaches that exalt humans as the only subjects. This paper, getting insights from such an approach, argues that the animal’s lower status is rooted in an anthropocentric, speciesist ideology. The mainstream discourse is creating and maintaining this ideology.The lower status of the animal is the result of a process that begins with the neolithic revolution and domestication of the animals which brings forth the deterioration of the harmonious relationship that human has with nature and animals. The hierarchical superiority of human is being constructed with the differences between human and animal in the spotlight, and this lower status which gets normalized, finds its reflection on the language. The hegemony established around the lower status of animals is so successful that the relation of power between human and animal tends to be considered unquestionable, normal and natural. In this study, critical discourse analysis is preferred as the method, as it contributes to revealing the power relations concealed in the language; making the hidden ones visible, and fighting against social inequalities.In the modern world, the most comprehensive and bloodiest asymmetrical relationship that humans and animals have is the food sector. In this context, the texts titled “Yumurta Tavukçuluğu” (Layer Poultry Farming) and “Etlik Piliç Yetiştiriciliği” (Broiler Chicken Farming) are taken from the website of the Turkish Ministry of Food, Agriculture and Livestock, and then they are analyzed via the methods of critical discourse analysis. Sub-headings of this analysis are “the discourse of production, legitimization, metonymy, euphemism, and silence”. These subheadings are clarified via the terminology of critical discourse analysis. The analysis reveals that through discourse the chickens are turned into inanimate objects, their individualities and subjectivities are stripped off, their lives and deaths are predetermined around the artificial categories that are created by the hands of humans, and the cruel practices of the industry are camouflaged. These findings suggest that this discourse is consistent with the anthropocentric and speciesist approach that deems the animal lower than the human
Özet
İnsan-hayvan arasındaki iktidar ilişkileri, uzunca bir süre akademik literatürde kendine yer bulamamıştır. Hayvanlar, insanlık tarihinin her aşamasında insanın hem fiziksel hem de toplumsal hayatının önemli bir parçası olmuşlardır. Son zamanlarda, eleştirel hayvan çalışmaları olarak anılan disiplinlerarası nitelikteki alan, insanhayvan etkileşiminin pek çok alanda ne kadar temel olduğunu hatırlatmakta ve sadece insanın özne olarak yüceltildiği yaklaşımları eleştirmektedir. Böylesi bir yaklaşımdan beslenen bu çalışma hayvanın aşağı statüsünün insan-merkezci, türcü bir ideolojiden kaynaklandığını savunmaktadır. Anaakım söylem, bu ideolojiyi hem yaratmakta hem de sürdürmektedir. Hayvanın aşağı statüsü, insanın doğa ve hayvanlar ile kurduğu uyumlu ilişkinin neolitik devrim ve evcilleştirme sonrasında bozulmasıyla başlayan bir sürecin sonucudur. İnsanın hiyerarşik üstünlüğü, insan ve hayvan arasındaki farklara odaklanan bir bakış açısıyla inşa edilmekte ve giderek normalleşen bu aşağı statü yansımasını dilde bulmaktadır. Hayvanların günümüzdeki aşağı statüsü etrafında kurulan hegemonya öylesine başarılıdır ki insanhayvan arasındaki iktidar ilişkileri sorgulanmaz, normal ve doğal kabul edilir. Bu çalışmada, dilde gömülü olan iktidar ilişkilerini ortaya çıkarmaya, gizli olanı görünür hale getirip toplumsal eşitsizliklerle mücadele etmeye katkı sağlayan eleştirel söylem çözümlemesi yöntemi tercih edilmiştir. Modern dünyada insanın hayvanla girdiği asimetrik ilişkinin en geniş kapsamlı ve en kanlı görüntüsü gıda sektöründe karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, incelenek metin, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın internet sayfasından alınan "Yumurta Tavukçuluğu" ve "Etlik Piliç Yetiştiriciliği" olarak seçilmiş ve bu metinlere Eleştirel Söylem Çözümlemesi uygulanmıştır. Üretim söylemi, meşruiyet sağlama, düzdeğişmece, örtmece ve sessizlik başlıkları altında incelenen metnin eleştirel söylem çözümlemesi kavramlarıyla bağlantıları kurulmuştur. Metin çözümlemesi neticesinde, tavukların söylem yoluyla birer cansız nesneye dönüştürüldükleri, bireyselliklerinin, öznelliklerinin ellerinden alındığı, insanlar tarafından oluşturulan yapay kategoriler etrafında bütün hayatlarının- ve ölümlerinin- önceden belirlendiği, arka plandaki zalim uygulamaların kamufle edildiği ortaya konulmuştur. Söyleme dair bu bulgular hayvanı insandan aşağı tutan insan-merkezci ve türcü bir yaklaşımla tutarlılık göstermektedir.