Journals / Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2022 / Cilt: 4 - Sayı: 7
SOVIET-AFGHAN BORDER DISPUTE ON ISLAND OF URTHA TUGAI AND THE BASMACHI UPRISING
- Pages
- 261–282
- DOI
- —
Abstract
Because of its borders with Central Asia, Afghanistan, has always had a privileged position in the foreign policy and security priorities of the Tsarist Russia and the Union of Soviet Socialist Republics (USSR). As it is known, Afghanistan became one of the regions where the rivalry and influence struggle between the British Empire and Russia, known as the Great Game. Russia and the Britain considered that Afghanistan to remain as a buffer zone between the two states as the most appropriate way to prevent this struggle of influence from becoming destructive. Because that rivalry increased the danger of being open to intrusion from the south, which was one of the biggest fears of Russia. Russia left that fear of “invaders from south” to its successor, the USSR. Russia’s and the USSR’s that priority had important reflections in the international arena. The Basmachi Uprising, which started as a reaction against the Bolshevik rule in Central Asia in the 1920s, made this fear even more chronic. Therefore, the USSR tried to supress the Basmachi Revolt as soon as possible so that Central Asia would not be out of her control. In order to quit the Basmachi Uprising, the USSR has allocated all its financial, administrative and military resources to the fight against Basmachis. Because whenever the Basmachis attacked the Soviet targets in Central Asia, they took refuge in Afghanistan by crossing the Ceyhun (Amu Derya) River to avoid the pursuit of the Red Army. In order to end the actions of the Basmachis, the Soviet administration decided use the sovereignty problem of the Urtha Tugai island. In the mid-1920s, the Soviet-Afghan border dispute, combined with the Basmachi Uprising, became one of the main issues occupying the international agenda. The dispute over the island first arose in 1895. At that time, Afghanistan claimed the Aral Peygamber island, located opposite the city of Tirmiz in modern-day Uzbekistan. In addition to this, Afghanistan also claimed island of Urtha Tugai in 1900. Afghanistan claimed that the islands because they were connected with her territory when the river dries up. That makes it difficult to guard the border. In 1913, Urtha Tugai, became easily accessible from the Afghan coast once again due to summer drought. In order to make that situation an opportunity for the control of the island, the Afghan state sent her soldiers to the island. As a result of that decision, the Russian forces and Afghan soldiers collided and skirmished on the island. However, Afghans could not beat the Russians and the island remained under Russia’s control. Afghanistan has successfully brought the conflict arising from this situation to the international public arena. Realizing that an aggressive attitude towards Afghanistan would be against her, the USSR demanded that the support given to the Basmachis would be quit in order to return the island to Afghanistan. This request was accepted by the Afghan side. As a result, the Basmachi Uprising was marginalized in Central Asia and completely suppressed towards 1930’s.
Özet
Afganistan, Orta Asya’ya olan sınırı nedeniyle Rus Çarlığı ve onun halefi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dış politikası ve güvenlik önceliklerinde her zaman ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Bilindiği üzere Afganistan, 19. yüzyılda İngiltere ve Rus Çarlığı arasında “Büyük Oyun” adıyla anılan rekabet ve nüfuz mücadelesinin yaşandığı bölgelerden biri olmuştur. Rus Çarlığı ve İngiliz İmparatorluğu yaşanan bu nüfuz mücadelesinin yıkıcı bir hal almaması için o Afganistan’ın iki devlet arasında tampon bir bölge olarak kalmasını en uygun yol olarak görmüşler ve bu konuda uzlaşmışlardır. Bu rekabet Rus Çarlığı’nın en büyük korkularından birisi olan güneyden gelecek saldırılara açık olma tehlikesini arttırdığı Çarlık bu konuya oldukça temkinli bir şekilde yaklaşmış ve bu korkuyu halefi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) de miras bırakmıştır. Rus Çarlığı ve SSCB’nin bu hassasiyetinin uluslararası alanda önemli yansımaları olmuştur. 1920’li yıllarda Orta Asya’da Bolşevik idaresine karşı bir tepki olarak başlayan Basmacı İsyanı bu korkuyu daha da kronik bir hale getirmiştir. Bu yüzden SSCB, Orta Asya’nın elinden çıkmaması için bir an önce Basmacı İsyanı’nı sonlandırmaya çalışmıştır. Tüm mali, idari ve askeri kaynaklarını bu sorunla mücadeleye tahsis etmiştir. Çünkü Basmacılar Orta Asya’daki Sovyet hedeflerine saldırılar yaptıktan sonra Kızıl Ordu’nun takibinden kurtulmak için Ceyhun (Amu Derya) Nehri’ni geçerek Afganistan topraklarına sığınmıştır. Basmacıların bu eylemlerini sonlandırmak için Sovyet idaresi, sınırda yer alan Orta Tugay Adası’nın hükümranlığı ile ilgili sorunu koz olarak karar vermiştir. 1920’li yılların ortalarında, Sovyet-Afgan sınır anlaşmazlığı uluslararası gündemi işgal eden konulardan biri olmuştur. Ada’nın hükümranlığı konusundaki anlaşmazlık, 1895 yılında ortaya çıkmıştır. Bu tarihte Afganistan, günümüz Özbekistan’ının Tirmiz şehrinin karşısında yer alan Aral Peygamber Adası üzerinde hak iddia etmiştir. Afganistan buna ilave olarak 1900 yılında şimdiki Tacikistan ile kara sınırını çizen Penc Irmağı üzerinde, Saray’ın hemen karşısında yer alan Orta Tugay Adası üzerinde de hak iddiasında bulunmuştur. Çünkü Afganistan nehir üzerindeki adaların, nehirler kuruduğu zaman Afganistan kıyısı ile birleştiğini, bunun da sınırın korunmasını zorlaştırdığını ve daha önce yapılan anlaşmaya göre bu bölgelerin kendi toprakları olduğunu iddia etmiştir. 1913 yılında Penc Nehri üzerindeki büyük adalardan birisi olan Orta Tugay Adası nehrin kuruması nedeniyle bir kez daha Afganistan kıyısından rahatça ulaşılabilir hale gelmiştir. Bu durumdan istifade etmek ve hak iddialarını desteklemek için Afgan tarafı askerlerini adaya göndermiştir. Bu olay sonucunda Ada’daki Rus güçleri ile Afgan askerleri karşı karşıya gelmiş ve taraflar arasında çatışma çıkmıştır. Afganistan, bu durumdan kaynaklanan ihtilafı başarılı bir şekilde uluslararası kamuoyuna taşımıştır. Afganistan’a karşı takınılacak saldırgan bir tutumun aleyhine olacağını gören SSCB yönetimi bu yüzden adanın hükümranlığı konusu Afganistan’ın Basmacılara verdiği desteğin sonlandırılması için pazarlık malzemesi haline getirmeye karar vermiştir. Bu kapsamda SSCB, adanın Afganistan’a geri verilmesine karşılık olarak Basmacılara verilen desteğin kesilmesini talep etmiştir. Bu istek Afgan tarafınca kabul edilmiştir. Sovyetler Birliği Afganistan’a taviz vermiş gibi görünse de taktiksel açıdan kazançlı çıkmıştır. Uluslararası barışın tesisi için çalışan bir güç olduğunu ve hiçbir devletten irredentist talepleri olmadığı iddiasında olan Sovyetler bu olayı kendi propaganda amaçları için kullanma yoluna gitmiştir. Bu hamle sonucunda Afganistan’daki lojistik desteği kesilen Basmacı Hareketi Orta Asya’da marjinalleştirilmiş ve 1930’a doğru tamamen bastırılmıştır.