Journals / Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi / 2012 / Cilt: 29 - Sayı: 2

Oral squamous cell carcinoma: Retrospective study of 147 cases

Oral skuamöz hücreli karsinom: 147 vakanın retrospektif çalışması /Oral squamous cell carcinoma: Retrospective study of 147 cases

Pages
93–98
DOI
—

Abstract

Objective: Squamous epithelium is the primary surface structure of the skin, lips, and mucous membranes of the oral cavity and 86 % to 95 % of head and neck malignancies originate from this surface epithelium. Oral squamous cell carcinoma (OSCC) accounts for more than 90 % of malignant tumours of the oral cavity. It is most likely to appear in males over 40 years of age. Smoking, alcohol consumption and poor oral hygiene are identified as the most common etiological factors. The first sign is asymptomatic ulcerations clinically. The most frequent anatomical site is tongue, followed by mouth floor, alveolar ridge, and hard palate. The aim of the study is to evaluate the clinical and histopathological features of OSCC and to arise awareness while presenting how often the dentists come cross OSCC. Material and Method: A retrospective study was carried out on records of 147 patients diagnosed as OSCC between 1999 and 2010 at the Department of Tumour Pathology in Istanbul University, Institute of Oncology. In the content of this evaluations patient records were compared according to age and sex of the patient, tumour localization, institution referring the sample, and clinical diagnosis. Hematoxylin-eozin stained slides were evaluated according to differentiation grades. All graphics and evaluation were performed by Microsoft Office Excel 2007. Results: Among 147 patients, 50 (34.01 %) were female whilst 97 (65.98 %) were male.Mean age was found as 60.51. Of these biopsies, 116 (78.91 %) were referred from university hospitals and 96 (82.75 %) of these were from dental faculties. The most frequent localization was alveolar ridge with 91 (61.90 %) patients. Histopathologically 43.53 % of the cases were well differentiated, 28.57 % were moderately differentiated, and 19.72 % were poorly differentiated OSCC. Conclusion: Early diagnosis is essential to cure in oral squamous cell carcinoma as well as other cancer types. Treatment and disease-free survival rates are directly related to the size of the tumour. Most of the early stage OSCC patients are first seen by dentists who play a critical role in prevention of oral cancer. Therefore, while dentists perform routine oral examination on middle aged and elder patients it is vital importance to pay more attention on ulcerative/erosive lesions.

Özet

Amaç: Skuamöz epitel, deri, dudaklar ve oral kavite müköz membranının primer yüzey yapısıdır. Baş ve boyun bölgesinin malign tümörlerinin % 86-95’i bu yapıdan kaynağını alır. Oral skuamöz hücreli karsinom (OSHK) ise oral kavitede görülen malign tümörlerin % 90’ından fazlasını oluşturmaktadır. Sıklıkla 40 yaş üzeri erkeklerde görülür. Tütün, alkol kullanımı ve kötü ağız hijyeni en önemli etyolojik faktörlerdendir. Klinik olarak ilk bulgu ağrısız ülserlerdir. En sık tutulum bölgeleri dil, ağız tabanı, alveolar ark ve sert damaktır. Bu çalışmanın amacı, OSHK’ların klinik ve histopatolojik özelliklerini değerlendirmek ve diş hekimlerinin hangi sıklıkta bu tümör ile karşılaştığını ortaya koyarak farkındalığı artırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda 1999-2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü, Tümör Patolojisi Bilim Dalı’nda incelenmiş ve OSHK tanısı almış 147 vaka retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme yapılırken vakalar yaş, cinsiyet, tümör lokalizasyonu, biyopsiyi gönderen kurum ve klinik tanı özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Hematoksilen-eozin boyalı kesitler incelenerek diferansiyasyon dereceleri değerlendirilmiştir. Tüm grafikler ve değerlendirmeler Microsoft Office Excel 2007 ile yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza 50 kadın (% 34.01), 97 erkek (% 65.98) toplam 147 hasta alınmıştır. Ortalama yaş 60.51 bulunmuştur. Biyopsilerin 116’sı (% 78.91) üniversite hastanelerinden gönderilmiştir. Üniversite hastanelerinden gelen biyopsilerin içinde 96’sı (%82.75) diş hekimliği fakültelerinden gönderilen biyopsilerden oluşmaktadır. En sık görülen lokalizasyon alveolar ark 91 (% 61.90) olarak bulunmuştur. Histopatolojik olarak olguların % 43.53’ü iyi diferansiye, % 28.57’si orta diferansiye ve % 19.72’si ise az diferansiye OSHK olarak değerlendirilmiştir. Sonuç: Oral skuamöz hücreli karsinomlarda diğer kanserlerde olduğu gibi erken tanı, kür elde edilmesinde çok önemli bir faktördür. Tedavi ve yaşam süreleri tümörün boyutu ile yakın ilişkilidir. Erken evre OSHK hastalarının çoğu ilk olarak diş hekimleri tarafından görülmektedir. Bu yüzden diş hekimlerinin özellikle orta yaş ve üzeri hastalarda tüm ağız muayenesi yaparken ülsere/eroziv lezyonlara daha fazla dikkat göstermeleri hastalar için yaşamsal önem taşımaktadır.