Journals / İnsan ve İnsan / 2018 / Cilt: 5 - Sayı: 16
Popular Culture, Politics and Religion: Prime-Time or Selfie Religiosity
- Journal
- İnsan ve İnsan
- Pages
- 85–99
- DOI
- —
Abstract
This study, mostly in Turkish context, handling the religious scenes in mass communication and political sphere within the framework of two meaningful popular culture terms (prime-time and selfie), in theoretical terms and through unstructured observations, aims to analyse (a) the socio-political reasons of increasing religiosity on television screens, (b) the ethics of religious coverage as a popular culture or rating entry, (c) the behavioural dimension of religious symbol or discourse that are much-applied in the public sphere and (d) the forms of devotedness in mobile technologies which can be called as social media religiosity. The preliminary outcomes and the analysis of the article suggest that religious symbols and discourse have been used as a show-business in political arena and media courses (new and traditional) and that religion has changed into a consumption item belonged to popular culture.
Özet
Dini sembol ve görüntüler uluslararası medyada; daha çok Avrupa’daki kraliyet ailesi fertlerinin kilise evlilikleri, Dan Brown’un romanlarının uyarlaması, semavi dinlerin başkenti olarak Kudüs tartışmaları ve daha çok otantik ve geçmişe ait olan bir görsellik olarak Hindistan kültürü etrafında, sıklıkla yer almıştır. Türkiye medyasında ise, daha önceleri de rastlamak mümkünse de özellikle mobil teknolojilerin insan hayatını kaydeden görüntüler, televizyon dizilerinde yoğunlukla kullanılan dini replikler ve başörtüsü gibi semboller aracılığıyla geleneksel ve sosyal medya araçlarında dini temsil daha da artmıştır. Ne var ki, televizyon ekranlarında ve diğer medya mecralarında (geleneksel ya da yeni) artan söz konusu dindarlaşma tezahürleri yahut söylemsel ilgiye her zaman pozitif bir değerlendirme ile yaklaşmak mümkün görünmemektedir. Bir popüler kültür ya da tüketim öğesi olarak ele alınan dindarlık görüntülerinin, politik jargona yansıyan kullanımlarının, beklenen/öğrenilen davranışsal olgunluğun oluşmasını sağlamaması, aksine özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla narsizm gibi olumsuz duygularla ilişkilendirilmesi, negatif algılayış yahut temsilin örnekleri olarak gösterilmektedir. Bu nedenle, popüler kültürü tanımlaması açısından anlamlı olan prime-time (altın saatler) ve selfie (özçekim) bağlamında, daha çok Türkiye örneğinde, dinin kitle iletişim mecralarındaki ve politik alandaki görünürlüğünü teorik bir değerlendirme vasıtasıyla ele alan elinizdeki çalışma; (a) televizyon ekranlarında artan dindarlaşmanın sosyo-politik nedenlerini, (b) popüler kültür ve reyting (izlenme oranı) öğesi olarak din unsurunun etiğini, (c) kamusal alanda sıklıkla kullanılan dini sembol ve söylemin davranışsal boyutunu ve (d) “sosyal medya dindarlığı” olarak nitelendirilebilecek mobil iletişimdeki dindarlık biçimlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk sonuçları ve çözümlemeler, dini sembol ve söylemin, politik arena ve medya (yeni ve geleneksel) mecralarında bir gösteri unsuru olarak kullanıldığını ve dinin popüler kültüre ait tüketilen bir öğeye dönüştüğüne işaret etmektedir.