Journals / Gazi Akademik Bakış / 2018 / Cilt: 11 - Sayı: 22
The Soviet Threat and Reaction of Turkey After World War II
- Journal
- Gazi Akademik Bakış
- Pages
- 117–142
- DOI
- —
Abstract
Turkey did not participate in World War II and adopted the policy of active neutrality. By force of this policy, it continued its relationships both with Axis and Allied powers. As the Allied victory became obvi-ous, Turkey symbolically declared war against Germany and Japan in order not to be isolated in forth-coming new world order and to enroll in the United Nations as a founding member. It was a very tough process for Turkey to continue its neutrality policy and to stay out of the war in spite of pressures from both sides. However, the real challenge for Turkey was to resist Soviet Russia’s demands after World War As a victor of the war which provided self-confidence, Soviet Russia refused to renew Turkish-Russian Treaty of Friendship signed in 1925 which was supposed to be re-signed every five year and demanded land and bases from Turkish government. Soviet Russia claimed Kars-Ardahan and exponents around the Straits. Whereas, Russia had recognized Turkish sovereignty over the Straits with the Treaty of Montreux, and over Kars and Ardahan with the treaties of Brest-Litovsk, Moscow and Kars. In this process, securing backings of Britain and the United States Turkey refused the Soviet demands, stated that it could set good relationships with Soviet Russia if it renounced its demands, and declared to be prepared to defend its rights of independence. Yet Turkish-Russian relationships got to rupture since Soviets did not renounce their aims. In this paper, Soviet demands of land and base from Turkey and Turkish reaction to these claims is evaluated under the light of archival resources, official publications, contemporary newspapers and secondary sources.
Özet
Türkiye, II. Dünya Savaşı’na katılmadı ve aktif tarafsızlık politikasını benimsedi. Bu politikanın gereği olarak hem Mihver Devletlerle hem de Müttefik Devletlerle ilişkilerini sürdürdü. II. Dünya Savaşı’nı Müttefik Devletlerin kazanacağının anlaşılması üzerine Türkiye, kurulacak yeni dünya düzeninde yal-nız kalmamak ve Birleşmiş Milletlere kurucu üye olarak katılabilmek için sembolik de olsa Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. II. Dünya Savaşı boyunca tarafsızlık politikasını sürdürmek ve her iki tarafın da baskılarına rağmen savaşa girmemek Türkiye açısından oldukça zor bir süreçti. Ancak Türkiye için asıl zorluk II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Rusya’nın taleplerine karşı koyabilmekti.Dünya Savaşı’ndan galip çıkmış olmanın da verdiği güçle harekete geçen Sovyet Rusya, 1925 yı-lında imzalanan ve her beş yılda bir yenilen Türk-Rus Dostluk Anlaşmasını yenilemeyi reddettiği gibi Türkiye’den toprak ve üs talebinde bulundu. Sovyet Rusya Türkiye’ye verdiği notalarla Boğazlardan üs ve Kars-Ardahan’ı istedi. Oysa Rusya, Montrö ile Boğazlarda; Brest Litovsk, Moskova ve Kars Antlaşmaları ile de Kars ve Ardahan’da Türkiye’nin egemenliğini kabul ve tescil etmişti. Bu süreçte Amerika ve İngiltere’nin de desteğini alan Türkiye, Sovyet Rusya’nın taleplerini reddetti; emellerinden vazgeçmesi halinde Sovyet Rusya ile iyi ilişkilerini sürdüreceğini belirtti ve egemenlik haklarını korumak için gerekirse savaşa bile hazır olduğunu ilan etti. Ancak Sovyet Rusya’nın emellerinden vazgeçme-mesi Türk-Rus ilişkilerinin kopma noktasına gelmesine sebep oldu. Bu makalede Sovyet Rusya’nın Türkiye’den toprak ve üs talepleri ve bu taleplere karşı Türkiye’nin tepkisi arşiv belgeleri, resmi yayınlar, dönemin gazeteleri ve telif-tetkik eserler ışığında değerlendirilmiştir.