Journals / Felsefi Düşün - Akademik Felsefe Dergisi / 2019 / Cilt: 1 - Sayı: 12

ON KAFKA’S “LIFE IS A CONSTANT SOJOURN” ANECDOTE

KAFKA’NIN “YAŞAM SÜREKLİ BİR OYALAYIŞTIR” SÖZÜ ÜZERİNE

Pages
29–39
DOI
—

Abstract

Kafka’s anecdote, “Life is a constant sojourn” refers to existence as a life span and stresses temporality. Philosophy of life advocates a practical understanding of everydayness throughout which we understand the goals we seek. This practical understanding is rather a temporal understanding that Heidegger calls ready to handness, Zuhandenheit. Temporal understanding is a way of understanding being, Seinverständnisse. Heidegger interprets being as ready to handness which reflects itself as such to the equipment we use. This reflection of being as such is not unconcealed for us in the daily sojourn of life. The reason why being is not open to us in our everyday life is our concern which is towards the limited temporal understandings of our dealings with our daily goals. In our understanding of ready to hand equipment for limited durations of daily goals, the unceasing and undivided wholeness of temporality, that is being as such, is concealed. On the one hand, this temporal understanding suggests a partition of the unceasing flow of original temporality. On the other hand, there lies a possibility of sensing the original which has which we ignore while partitioning it. In this paper, we shall discuss this possibility of experiencing the original temporality as openness from Heidegger’s temporal point of view. With respect to the concept of boredom, we will put forward that this original temporality is open for our understanding.

Özet

Kafka’nın “Yaşam sürekli bir oyalayıştır” sözü, varoluşun bir yaşam süresi olarak anlamlı kabul edildiği bir bağlamda, zamansallığa vurgu yapmaktadır. Yaşam felsefesi, gündelik yaşamdaki amaçlarımızı güderken pratik bir anlayışla yaşadığımızı gösteriyor. Bu pratik anlayış, Heidegger’in el altındalık, dediği, zamansal bir anlayıştır. Zamansal anlayış, varlığı anlayışın, Seinverständnisse bir yoludur. Heidegger varlığı bizim kullandığımız aletlerde kendisini, her ne ise o olarak yansıtan el altındalık olarak görüyor. Bu varlığın kendisini her ne ise o olarak yansıtması, bizim gündelik yaşamdaki oyalanışımızda bize açık değildir. Bunun nedeni, bizim gündelik yaşamdaki kaygılarımızın, umursamalarımızın, Sorge, zamanın sınırlanmış kesitler halinde anlaşılmasına dönük oluşudur. Bu sınırlandırılmış kesitler haindeki zamansal anlayışımızda varlığın, yani zamanın kesintisiz ve bölünmemiş tümlük halinde akışını örtmektedir. Bu zamansal anlayış, bir bakıma zamanın orijinal, kesintisiz akışını bölerek anladığımızı gösterir. Ancak bir yandan da bu anlayışta, bölerken dikkatten kaçırdığımız zamanın orijinal halini anlama olanağı da vardır. Biz bu çalışmada bu olanağı Heidegger’in zaman youmu bağlamında tartışacağız. Can sıkıntısı kavramına değinerek, zamanın orijinal boyutunun bizim anlayışımıza açık olduğunu öne süreceğiz.