Journals / Felsefi Düşün - Akademik Felsefe Dergisi / 2021 / Cilt: 1 - Sayı: 16

TWO PASSIONS TWO WORLDS

İKİ TUTKU İKİ DÜNYA

Pages
82–107
DOI
—

Abstract

This study aims to show the contrast of David Hume’s theory of passionswith the history of classical philosophy in the sample of René Descartes’theory of passions. The current study hypothesises that Descartes’ views onseparation of soul and body shaped his ideas about relationship betweenpassions and morality, and that his moral inquiry is based on afundamentalist distinction between body and passions. From Hume’s pointof view, this point of view is extremely problematic and is the source ofvicious arguments. For Hume, the main problem is not the source ofpassions. In fact, this attitude creates a series of false problems that donothing but cover the passions. The investigation into passions is not abouttheir definition and origin, but about the relationships between each other,as they are impressions and ideas themselves. Moral inquiry is based on therelationships of impressions and ideas, and these relationships share thesame boundaries with the inquiry as to where the effect in questionoriginates, since these relationships cannot be derived from ideas. ForHume, passions are also at the source of morality and all social forms. WhileDescartes’ passions confine morality to the individual sphere, Hume’spassions have a point of view that highlights the social basis of morality.

Özet

Bu çalışma, David Hume’un tutkular teorisinin, klasik felsefe tarihiyle olan karşıtlığını René Descartes’ın tutkular teorisi örnekleminde göstermeyi amaçlamaktadır. Descartes’ın ruh ve beden ayrımına ilişkin görüşlerinin, tutkuların ahlakla ilişkisine dair fikirlerini şekillendirdiği ve ahlak soruşturmasının, beden ile tutkular arasında yapılan köktenci ayrım üzerinden okunmasına dayandığı savlanmıştır. Hume açısından bu bakış açısı son derece sorunlu olduğu gibi, kısır tartışmaların da kaynağıdır. O’na göre temel problem tutkuların kaynağı değildir. Hatta bu tutum, tutkuların üzerini örtmekten başka bir işe yaramayan sahte problemler silsilesini doğurmaktadır. Tutkular üzerine soruşturma, onların tanım ve kaynakları ile ilgili değil, kendileri de izlenimler ve tasarımlar oldukları için, birbirleri arasındaki ilişkiler ile ilgilidir. Ahlaka dair soruşturma, izlenimlerin ve tasarımların ilişkilerine dayalıdır ve bu ilişkiler, tasarımların kendilerinden türetilemeyeceği için, söz konusu etkinin nereden kaynaklandığına ilişkin soruşturmayla aynı sınırları paylaşır. Hume için tutkular, ahlakın ve tüm toplumsal biçimlerin de kaynağındadır. Descartes’ın tutkuları, ahlakı bireysel alana hapsederken, Hume’un tutkuları, ahlakın toplumsal temelini öne çıkaran bir bakış açısına sahiptir.