Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2006 / Cilt: 0 - Sayı: 22

Sekülerleşme Teorileri: Pozitivist Kesinlikten Sade Bir Sosyal Mit'e Doğru

Theories of Seculariztion: From 'Positivist Certainty' to a Mere Social Myth?

Pages
74–88
DOI
—

Abstract

Founding fathers of sociology Karl Marx (1969, pp.303-304; 1990, pp.63-64), Emile Durkheim (1965, pp.75-476) and Max Weber (1974, pp.181-182) shared the view that traditional religion was becoming more and more trivial to the modern world. They all agreed that secularization was an inevitable process (Giddens, 1993, p. 477). For more than one and a half century, the following generations of sociologists did not question this modernist view either. They viewed this process as an inevitable and straight path in all of the modernizing societies. However, from the early 1970s and onwards, the modernist tradition, positivist sociology, and above all the ‘grand narrative’ of modernity was put under an increasing intellectual scrutiny. This new approach has led to a great diversification in secularization theories. What had started as a ‘positivist certainty’ and an indispensable feature of modernization, rationalization and urbanization, came to be defined as a social myth. First of all, in order to examine the existing theories of secularization, this paper aims to make an analytical literature review. Secondly, existing theories of secularization will be compared. Third, this paper aims to provide a broader understanding and objective approach to the discussions on secularization in general.

Özet

Sosyolojinin kurucuları Karl Marx (1969, s.303-304; 1990, s.63-64), Emile Durkheim (1965, s.475-476) ve Max Weber (1974, s.181-182) geleneksel dinin gün seçtikçe modern dünyada önemini kaybettiği görüşünü taşıyorlardı. Bu düşünürlerin hemen hepsi laikleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğuna inanıyorlardı. Bu kuşağı izleyen sosyologlar yüz elli yılı aşkın bir süre bu modernist görüşü sorgulamadılar. Onlar da tıpkı kurucular gibi laikleşmeyi modernleşmekte olan toplumlarda kaçınılmaz ve engebesiz bir süreç olarak algıladılar. Fakat, 1970’lerden bu yana modernist gelenek, pozitif sosyoloji anlayışı ve hepsinden de öte modernitenin ‘büyük anlatısı’ giderek artan bir şekilde entellektüel bir eleştiriye tabi tutulmaya başlandı. Bu yeni yaklaşım bir sonucu olarak sekülerleşme teorilerinde büyük bir çeşitlenme ortaya çıktı. Öyle ki büyük bir pozitivist kesinlik ve modernleşme, rasyonelleşme ve kentleşmenin ayrılmaz, vazgeçilemez bir öğesi olarak ortaya çıkan sekülerleşme teorisi sosyal bir mitoloji olarak tanımlanır hale geldi. İlk olarak, bu makale mevcut sekülerleşme/laikleşme teorileri ve literatürünün analitik bir incelemesini yapmayı amaçlamaktadır. Daha sonra mevcut teorilerin bir karşılaştırması yapılacaktır. Son olarak bu makale laikleşme konusunda genel geçerli bir açıklamayı ve objektif bir yaklaşım çabalarına katkı yapmayı amaçlamaktadır.