Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2009 / Cilt: 0 - Sayı: 37

Sınıf ve bilgisayar ortamlarına dayalı hızlandırılmış öğrenme

Accelerated learning in classroom and computer environments

Pages
32–52
DOI
—

Abstract

Problem Statement: Emotions have effects on learning. Learning becomes more effective in emotionally non-threatening environments. The power of emotions should be taken into account when designing, developing, and implementing learning environments. Emotions have a key role in accelerated learning; an instructional model which emphasizes learning will enhance knowledge without anxiety, stress, and prejudices. Accelerated learning claims that learning occurs both at conscious and subconscious planes and that working principles of the human brain should also be considered during instruction. Purpose of the Study: The basic aim of the study is to compare the effects of accelerated learning in a classroom environment with the effects of accelerated learning in a computer environment, and also with effects of expository teaching. Methods: The research is an experimental study. It was carried out using a science and technology lesson. The research was conducted with 73 students studying in the 5th grade in a primary school in Ankara. Three groups were randomly assigned a learning environment. The first group learned with accelerated learning in a classroom environment. The second group learned with accelerated learning in a computer environment. Finally, the third group learned through expository teaching. Throughout the research, data regarding the students’ achievement was collected. Student and teacher opinions were also collected. Data was analyzed using percentages, t test for paired samples, ANOVA and ANCOVA tests. All hypotheses were tested at a .05 significance level. Finding and Results: The findings of the study showed that both accelerated learning environments had a more positive impact on student achievement than did expository teaching. However, accelerated learning in a classroom environment and accelerated learning in a computer environment were equal in effecting student achievement. Student and teacher opinions indicated students preferred accelerated learning. Conclusions and Recommendations: According to the results, accelerated learning should be considered for an instructional model in science education. Accelerated learning principles could be employed in educational software design to increase the retention of knowledge and student motivation.

Özet

Problem Durumu: Genel olarak duygular, insan davranışları üzerinde önemli role sahiptir. Duyguların ayrıca öğrenme üzerinde de etkileri olduğu bilinmektedir. Öğretimin başarılı olabilmesi için eğitimde duygulara önem verilmesi gerekmektedir. Bu düşüncenin uygulamaya aktarılmasına yönelik yaklaşımlardan birisi de hızlandırılmış öğrenme modelidir. Hızlandırılmış öğrenme, öğrenmenin kaygı, stres ve önyargılar olmadan kolaylaşacağını, eğitim uygulamalarında bilinçdışı ve bilinçli öğrenmelerin bir arada kullanılması gerektiğini, öğretimde beynin çalışma ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini öne süren bir öğretim modelidir. Hızlandırılmış öğrenme modeli 1960’ların sonlarında Bulgar psikiyatr Georgi Lozanov tarafından oluşturulmaya başlanmıştır. Hızlandırılmış öğrenmede duygular anahtar roldedir. Hızlandırılmış öğrenmenin temel aldığı kimi ilkeler vardır. Bunların başlıcaları telkin ve zıt telkin, otorite, çocuksuluk, çift düzlem, tonlama, ritim ve konser sunumlarıdır. Telkin; bireyin çevresinden ve kendinden gelen mesajlardır. Bu mesajlar hem bilince hem de bilinçaltına yönelik olabilmektedir. Lozanov, telkin adını verdiği uyarıcıların bilinçaltını etkileyerek bireyin gizli kapasitesini açığa çıkaracağına, telkinle öğrenmenin kolaylaşacağına inanmaktadır. Zıt telkin; bireyin öğrenmeyle ilgili önyargılarını, olumsuz tutumlarını yok etmek üzere telkinde bulunma anlamına gelmektedir. Bireylerin gerçek kapasitesi ancak telkin ve zıt telkinin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkabilmektedir. Otorite; bilgi kaynağının ve telkinlerde bulunan bireyin saygınlığıdır. İnsanlar, otoritesini kabul ettikleri bir kaynaktan gelen bilgileri daha çok önemsemekte ve bu bilgileri daha çok hatırlamaktadır. Çocuksuluk; oyunculuk ve çocuk gibi olma durumudur, öğrenenin bir anne-çocuk ilişkisindeki çocuğun rolüne bürünmesidir. Bu ilke, çocukların merak, doğallık, kolay ezber yapabilme gibi özelliklerinin öğrenme ortamına taşınmasını sağlamaya yöneliktir. Çift düzlem; çevreden gelen ancak bireyin bilinçli olarak farkında olmadığı uyarıları ifade etmektedir. Bu bilinçaltı uyarılar, öğrenme üzerinde güçlü etkilere sahiptir. Tonlama; öğretmenin sesini uygun biçimde kullanabilmesidir. Gerçekte ne istendiği ve neye önem verildiği tonlamayla aktarılabilmektedir. Ritim; okunan metnin müzikle uyum içinde okunmasıdır. Ritim kullanılarak metin sıkıcılıktan kurtarılabilmekte ve metne duygusal bir tat eklenebilmektedir. Konser; öğrencilerin dinlenmiş, rahatlamış ve telkine açık oldukları bir durumu ifade etmektedir. Uygulamada ise konser, öğrenme sürecine yumuşak ve yavaş tempolu müziklerin eşlik etmesi olarak anlaşılmaktadır. Hızlandırılmış öğrenmede ders anlatımları sırasında anlatıma klasik ve barok müzik parçaları eşlik etmektedir. Çalışmanın Amacı: Bu araştırmada ele alınan temel sorun, hızlandırılmış öğrenmenin uygulandığı ortamla birlikte başarı üzerindeki etkisinin değişip değişmediğinin belirlenmesidir. Araştırmada ayrıca Türkiye’de sıklıkla kullanılan bir öğretim yöntemi olması dolayısıyla sunuş yoluyla öğrenmeyle hızlandırılmış öğrenmenin başarı üzerindeki etkileri de karşılaştırılmaktadır.