Journals / Eurasian Journal of Educational Research / 2009 / Cilt: 0 - Sayı: 36
Bir duygusal zeka becerileri geliştirme programının üniversite öğrencilerinin duygusal zekaları üzerindeki etkisi
- Pages
- 193–208
- DOI
- —
Abstract
Problem Statement: Emotional intelligence is the capacity to require as well as apply information of an emotional nature and to feel and to respond emotionally. Emotional intelligence contains five main domains as follows: self-awareness, managing emotions, motivating oneself, empathy, and handling relations. Individuals who are emotionally competent are at an advantage in every area of life, whether family and relations, education, community, and organizational pursuits, and are more likely to lead happy and productive lives. As emotional intelligence may be developed and learned at any time or any age, one of the main gaps in this area is the lack of effective programs for Turkish adults. In order to promote the emotional intelligence of Turkish adults in the short and long term, we designed an “Emotional Intelligence Skills Training Program.” Purpose of the Study: To determine whether individuals would improve their emotional intelligence and, if so, whether the beneficial effects of the program are maintained over time. Methods: Following the announcement that an “Emotional Intelligence Program,” which is intended to improve emotional intelligence skills, was to be held at the Education Faculty of Ondokuz Mayis University, the Emotional Intelligence Self-Evaluation Scale was administered to 215 university students who volunteered to participate from different faculties. The 20 group members with the lowest test scores from each gender were randomly selected (40 group members in total) and randomized into a study group and a control group (10 males and 10 females each). A program of 12 main sessions and two extra sessions of 90 minutes (three and six months after the end of the program) were applied to the members of the study group. The scales were re-administered to the study group and the control group at the end of the program (post-test) and to the study group just after the extra sessions (first and second follow-up tests). Findings and Results: Although the scores of the two groups were no different before the commencement of the program (P> 0.5), the study group had better result scores at the termination of the program compared to those of the control group (P< 0.001). The study group’s scores remained improved three and six months after the end of the program (P= 1). Conclusions and Recommendations: We determined that the university students admitted into this program improved their emotional intelligence skills in terms of the inventory scores over time.
Özet
Problem Durumu: Sosyal bilimciler yıllarca zeka tanımı yaparken zekanın bilişsel ve rasyonel özellikleri üzerine odaklanmışlardır. Bu bağlamda bireyin öğrenme, hatırlama, uygulama, mantık, nedenleme, hesaplama yetileri zekanın ana bileşenleri olarak görülmüştür. Oysa son zamanlarda duyguların davranışlara yön verdiği, değerleri şekillendirdiği ve başkalarına karşı olan davranış biçimlerini seçmede bireyi etkilediği gösterilmiştir. Günümüzde duygusal (EQ) ve rasyonel (IQ) bilişsel becerilerin ikisi de insan zekasının birbirine muhtaç, eşit önem arz eden parçaları olarak kabul görmektedir. Duygusal zeka; duygusal doğadaki bir bilgiyi alabilme ve değerlendirme, duygusal karşılık verme ve hareket etme kapasitesi olarak tanımlanmaktadır. Duygusal zekayı irdelemek için çeşitli modeler önerilmiş olsa da çoğu kez kuramcılar duygusal zekayı oluşturan, kişisel ve kişilerarası ana bölümleri şekillendiren beş alt öge konusunda hem fikir gözükmektedirler. Bunlar; öz farkındalık, empati, duygusal yeterlilikler, motivasyon ve ilişki yönetimi olarak sıralanabilir. Bu öğelerden öz farkındalık; bireyin benzerlikleri, farklılıkları, umutları, tercihleri, kültürel mirası, doğal yetenekleri, eksikleri ve bireyi birey yapan diğer eşsizlikleri bilmesi, içsel ve dışsal durumlardan ve süreçlerden haberdar olması şeklinde tanımlanabilir. Empati; diğer kişilerin bakış açılarını ve duygularını anlama, bunlara yönelik ilgili ve şefkatli tutumları geliştirme olarak tanımlanabilir. Duygusal yeterlilikler; duygular için bir birikim oluşturma, duygu-düşünce-davranış arasındaki ilişkiyi kavrama, başka bireylerin duygusal ipuçlarını anlama ve ayırt etme, onlara yanıt verme, stres kontrolü, derinde yatan duyguları anlama, duyguları yapıcı bir şekilde kontrol ve ifade etmeyi öğrenme olarak tanımlanabilir. Motivasyon; bir görev ya da hedef için içsel odaklı bir arzunun olumlu yönlendirici gücü olarak tanımlanabilir. İlişki yönetimi ise aktif dinleme, uygun iletişim teknikleri (ben dili kullanımı, uygun geri bildirim verebilme v.b), problem çözme, çatışma çözme gibi becerileri kapsamakatadır. Duygusal olarak yetenekli, kendi duygularını denetleyen, başkalarının duygularını tanıyıp etkin bir şekilde yanıt veren bireyler duygularını daha başarılı biçimde yönetebilmekte, duygusal sorunların çözümünde ve stres yönetiminde daha başarılı olmakta, bununla bağlantılı olarak aile içi ilişkilerde ve sosyal ilişkilerde daha yapıcı ve pozitif tepkiler sergilemektedirler. Diğer yandan duygusal zeka düzeyi yüksek olan bireyler, problemlerin çözümünde etkili başa çıkma becerilerine daha fazla sahip olup, duygusal farkındalık ve duyguların kontrolü konusunda daha başarılıdırlar. Duygusal zeka düzeyi düşük olan bireyler ise, sosyal ilişkilerde daha başarısız olmakta ve daha fazla saldırgan davranışlar sergileyerek olumsuz ilişkiler geliştirmektedirler. Duygusal zekanın öğrenilmiş alışkanlıklar temeline dayandığı görüşü, uzmanları bu alandaki kapasitenin geliştirilmesinde duygusal zeka eğitiminin rolünü ve önemini incelemeye yöneltmiştir. Araştırmacılar, duygusal zeka eğitiminin, bireylerin duygusal ve sosyal alanlarda daha sağlıklı ilişki kurmalarını, yaşam kalitelerini olumlu yönde geliştirmelerini amaçladığını rapor etmektedirler. Yapılan çalışmalar duygusal zekanın her zaman ve yaşta öğrenilebilir olduğunu göstermiştir. Ülkemizdeki bu konudaki en büyük eksikliliklerden birisi yetişkinler için uyarlanmış, bu bireylerin duygusal zeka becerilerini geliştirmeye yönelik programların olmamasıdır. Bu araştırmada araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen oniki oturumluk Duygusal Zeka Beceri Eğitimi Programı’nın, üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın Amacı:Araştırmada deney grubuna verilen duygusal zeka beceri eğitiminin etkilerinin kısa ve uzun süreli olarak kalıcı olup olmadığının, kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın Yöntemi:Ondokuz Mayis Üniversitesi Eğitim Fakültesinde katılımcıların duygusal zeka becerilerini arttırmaya yönelik “Duygusal Zeka Becerileri Eğitim Programı” adlı bir kurs düzenleneceği ilan edildikten sonar bu çalışmaya katılmak için çeşitli fakültelerde öğrenim gören 215 öğrenci başvurmuştur. Başvuran öğrencilere kursun amaçları ve uygulanışı hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra tüm gönüllülere Duygusal Zeka Öz Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Her bir cinsiyetten ölçekten en düşük skora sahip 20 grup üyesi seçilmiş (toplam 40 grup üyesi) ve bu yine eşit cinsiyette çalışma ve kontrol gruplarını rastgele yerleştirilmiştir. Doksan dakikalık 12 ana oturumdan oluşan Duygusal Zeka Becerileri Geliştirme Programı çalışma grubuna uygulanmıştır. Program bittikten sonra üçer ay ara ile iki adet toparlayıcı ve hatırlatıcı oturum çalışma grubunda tekrarlanmıştır. Çalışma ve kontrol gruplarının programa başlamadan hemen önceki ve program sona erdikten hemen sonraki skorları kendi içlerinde ve diğer grupla kıyaslanmıştır. Çalışma grubunda toplayıcı ve hatırlatıcı her bir oturumdan hemen sonra (program bittikten üç ve altı ay sonra) birer adet ölçek izleme amaçlı uygulanmış (Birinci ve ikinci izleme testleri) ve çalışma grubunda bu skorlar grup içi değerlendirilmştir. Verilerin analizinde; Dependent t-test, The Variance Analyses in Dependent Groups (Repeated Measures) ve Bonferroni’s test (The t-test in Dependent Groups) teknikleri kullanılmış olup, SSPS 13.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasında ise P 0.5). Program sonrasında; deney grubunun ön-test ve son-test puanları arasındaki farkın P< 0.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının son-test puanları arasındaki farkın P< 0.001 düzeyinde anlamlı olduğu saptanmış