Journals / Eskiyeni / 2020 / Cilt: 0 - Sayı: 41

Vernacularization of the Ṣūfism in Anatolia: The Case of Abdurrahim Karahisārī and His Munyah al-abrār wa gunyah al-akhyār

Anadolu’da Tasavvufun Yerelleşmesi: Abdurrahim Karahisârî ve Münyetü’l-ebrâr ve gunyetü’l-ahyâr İsimli Eseri Örneği

Journal
Eskiyeni
Pages
679–702
DOI
—

Abstract

Turkish became a lenguage of Islamic sciences following Arabic and Persian since the 6th/12th century. After the Eastern Turkish of Central Asia, Western Turkish could be-come a language of the Sūfism only after the 9th/15th century. This process developed concurrently with the period of principalities and the formation of the Ottoman state and gained momentum during the reign of Murad II (1421-1444, 1446-1451) thanks to his patronage to translation movements. Bayramiyye, the first local sūfī order of An-atolia, substantially supported this process initiated by translations of works produced in Khurāsān and Baghdad-centered mystical traditions. This process was begun by Ḥājjī Bayrām Walī (d. 1430) and supported by Murad II’s language policies continued by Aq Shams al-Dīn (d. 1459) and his successors. His caliph Abdurrahim Ḳaraḥiṣārī (d. circa 1483-94) contributed to this process with his works. In this study, vernaculariza-tion of the Sūfism is discussed contextualizing Ḳaraḥiṣārī’s Munya which is originally a translation of a work produced in Kubravī tradition.

Özet

Türkçe, Arapça ve Farsça’nın ardından 6./12. yüzyıldan itibaren İslâm ilimlerinin bir mecrâı hâline gelmiştir. Orta Asya’da kullanılan Doğu Türkçesinin ardından Batı Türkçesinin de tasavvufun dili haline gelmesi ise 9./15. yüzyıldan sonra mümkün olabilmiştir. Anadolu’da beylikler dönemi ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla eşzamanlı ilerleyen bu süreç, özellikle II. Murâd (1421-1444, 1446-1451) döneminde Türkçe tercüme hareketlerinin desteklenmesiyle ivme kazanmıştır. Horasan ve Bağdat merkezli tasavvufî geleneklerde üretilen eserlerin tercümesiyle başlayan bu süreçte, Anadolu’nun ilk yerel tarikatı Bayramiyye’nin katkısı büyüktür. Bizzat Hacı Bayram-ı Velî’nin başlattığı ve II. Murâd ’ın desteklediği bu süreç, Akşemseddin ve halifeleri tarafından devam ettirilmiştir. Akşemseddin’in halifesi Abdurrahim Karahisârî (ö. 888- 900/1483-94 arası) de eserleriyle bu sürece katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, Karahisârî’nin halveti konu alan ve esasen Kübreviyye muhitinde üretilen bir eserin tercümesi olan Münyetü’l-ebrâr ve gunyetu’l-ahyâr isimli eseri bu bağlama yerleştirilerek, tasavvufun Anadolu’da yerelleşmesindeki rolü tartışılmaktadır.

Keywords: Tasavvuf, Yerelleşme, Anadolu Tasavvufu, Osmanlı Devleti, Abdurrahim Karahisârî