Journals / Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2010 / Cilt: 14 - Sayı: 1-2
Individual autonomy and the principle of subsidiarity in light of the human dignty
- Pages
- 79–109
- DOI
- —
Abstract
This work examins the relationship between concepts of human dignity, individual or group autonomy and the principle of subsidiarity which can be regarded as the main principles of social, political and cultural life in our post modern age. The main reason for writing on this subject is that there is a potential tension between these three conceptions, because they may represent competing interests, various kinds of freedoms or liberties and rights. This is evident in conflicts between the different regional and international communities and individuals in political and social life. Beside that, these concepts are not static and not prcisely defined for ever. They contain also many internal tensions and inherent contradictions that need to be clarified. It can be concluded that the human dignity, autonomy and subsidiarity stay close to each other, but there is a potential tension between them, as well. Nevertheless, they all together make a social life according to human dignity for all members of civil society possible. They provide for a dignified life, for the eqilibrum between different free behaviour of individuals and groups, and create a balance between many kinds of realm of freedoms which are the preconditions for the integrity of any conceivable community.
Özet
Bu çalışma, modern sonrası çağımızın sosyal, siyasal ve kültürel yaşa-mının temel ilkeleri olarak kabul edilen insan onuru, bireysel veya grup özerkliği ve yerindelik ilkesi kavramları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu konuda yazmanın temel sebebi, bu üç kavram arasında potansiyel bir gerilimin varlığıdır; çünkü onlar rekabet halindeki çıkarları, farklı türdeki özgürlükleri ve hakları temsil edebilirler. Bu olgu, kendisini farklı bölgesel ve uluslararası toplumlar ve bireyler arasındaki siyasal ve sosyal yaşam ça-tışmalarında belli etmektedir. Bunun yanında, bu kavramlar, statik değildir-ler ve ebedi olarak tanımlanmamışlardır. Onlar çok sayıda açıklığa kavuştu-rulmasını gerektiren içsel gerilim ve doğalarından gelen çelişkiler de içer-mektedirler. Şu sonuç çıkarılabilir ki, insan onuru, özerklik ve yerindenlik ilkesi birbirine yakın durmaktadırlar, fakat onlar arasında bir potansiyel geri-lim de mevcuttur. Bununla beraber, hepsi birlikte, bütün medeni toplum üyeleri için insan onuruna uygun bir sosyal yaşamı mümkün kılmaktadırlar. Onlar onurlu bir yaşamı, bireylerin ve grupların çeşitli özgür davranışları arasındaki adaleti temin etmektedirler ve düşünülebilecek herhangi bir cami-anın birlik ve beraberliğinin ön şartı olan çok çeşitli özgürlük alanları arasın-da bir denge oluşturmaktadırlar.