Journals / Ermeni Araştırmaları Dergisi / 2014 / Cilt: 0 - Sayı: 47
Natıonal ıdentıty, bılateral relatıons and reconcılıatıon from the constructıvıst perspectıve
- Journal
- Ermeni Araştırmaları Dergisi
- Pages
- 85–101
- DOI
- —
Abstract
According to constructivist theory; identities in general and national identity in specific are social constructs and they are constructed throughout time. On the one hand, the constructed national identities influence and determine foreign policy. While on the other hand, as embedded in communication processes, they also change and are reshaped. The events of 1915 are an inherent part of both Armenian and Turkish national identities. These events especially occupy a central place in Armenian identity. National identities built within this framework have a quality such that they put constraints on bilateral relations. Without launching bilateral relations, existing identity perceptions are maintained. Entering into bilateral relations and resolution process is necessary for the peaceful neighborhood. Although the large steps show significant development, they do not yet suffice. Present identities are so exclusive that attaining a lasting peace requires the initiation of the resolution processes, and after which of a reconciliation processes. The reconciliation processes necessitate the political and legal resolutions as much as fundamental changes in attitudes and identity perceptions.
Özet
İnşacı Kuram’a göre genel olarak kimlikler ve özelinde ulusal kimlikler sosyal birer kurgudur ve zaman içerisinde inşa edilirler. İnşa edilen ulusal kimlikler dış politikayı etkilemekte, belirlemekte ve diğer taraftan iletişim süreçlerinde kendisi de değişmekte ve yeniden şekillenmektedir. 1915 olayları Türk ve Ermeni taraflarının ulusal kimliklerinin bir parçası olarak yer bulmuş ve özellikle Ermeni ulusal kimliğinde merkezi bir konum edinmiştir. Bu çerçevede inşa edilmiş olan ulusal kimlikler ikili ilişkileri sınırlayıcı niteliktedir. İkili ilişkiler başlatılmadıkça mevcut kimlik algısı muhafaza edilmektedir. Yeni bir dış politika ve çözüm süreçlerinin başlatılması barışçı komşuluk ilişkileri için gereklidir, fakat bunlar büyük adımlar olsa da yeterli olmayacaktır. Mevcut kimlikler ikili ilişkileri o denli dışlayıcıdır ki kalıcı barışın sağlanabilmesi için önce çözüm süreçlerinin, sonrasında ise daha geniş bir niteliğe sahip olan uzlaşma süreçlerinin başlatılması gerekmektedir. Bu uzlaşma süreçlerinde siyasi ve hukuki çözümlere ihtiyaç duyulduğu kadar tutumlarda ve kimlik algısındaki değişimler de önem arz etmektedir.