Journals / Erciyes İletişim Dergisi / 2017 / Cilt: 5 - Sayı: 2
PERCEPTION MANAGEMENT IN CINEMA AND GOD-SON COOPERATION: THE CASE OF IAN FLEMING AND JAMES BOND
- Journal
- Erciyes İletişim Dergisi
- Pages
- 30–43
- DOI
- —
Abstract
In this study, it was aimed to show how the James Bond character created by divine point of view affects how and in what way viewers perceive, how to create a strong British sense and what is done to be justified by the audience, from what perspective the character is designed and how the film is made. In this context, it has been pointed out that what can be done to persuade and direct the viewers by referring to the perception management. In addition, Ian Fleming’s secret spying experiences have created a fictitious superhero, drawing attention to the need to create a strong England sensation on the audience, and briefly mention Fleming’s spying days. In terms of contributing to the study, one James Bond film was also included in the subject to be analyzed by discourse analysis and sampled through dialogues about bad character and Bond’s presentations. This study, which is important to address the relationship between God-Son between James Bond and his creator, Ian Fleming, emphasized the importance of the character for England and explored that he originally wanted to be transformed into an immortal hero in the national and international arena. In the study, it is seen that the character of Bond is created to save the image of England, and the ideals that the England wanted to accomplish, and the result of trying to transfer its goals to the cinema field through Bond, and the audience could see the perceptions to be directed in the desired direction.
Özet
Bu çalışmada tanrısal bakış açısıyla yaratılan James Bond karakterinin izleyicilerin algılarını nasıl ve ne yönde etkilediğini, güçlü bir İngiltere algısı yaratmak ve izleyiciler tarafından haklı bulunması için neler yapıldığını, karakterin hangi bakış açısıyla tasarlandığını ve filmlerin yapısının nasıl olduğunun gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda algı yönetimine değinilerek, izleyiciler üzerinde ikna ve yönlendirme amacıyla neler yapılabileceğinin üstünde durulmuştur. Ayrıca Ian Fleming’in gizli ajanlık deneyimleri sayesinde hayali bir süper kahraman yaratarak seyirciler üzerinde güçlü bir İngiltere algısı oluşturmak istediğine dikkat çekilerek, Fleming’in casusluk günlerine de kısaca değinilmiştir. Çalışmaya katkı sağlaması açısından bir adet James Bond filmi de söylem analizi yöntemiyle incelenmek üzere konuya dâhil edilmiş, kötü karakter ile Bond’un sunumlarına dair diyaloglar üzerinden örnekleme yapılmıştır. James Bond ve onun yaratıcısı Ian Fleming arasındaki Tanrı-Oğul ilişkisini konu alması bakımından önemli olan bu çalışma, karakterin İngiltere için önemine de vurgu yaparak, başlangıcından günümüze ulusal ve uluslararası alanda ölümsüz bir kahramana dönüştürülmek istendiğini irdelemiştir. Çalışmada, Bond karakterinin İngiltere’nin imajını kurtarmak için yaratıldığına ve İngiltere’nin gerçekleştirmek istediği idealleri ile hedeflerini Bond aracılığıyla sinema perdesine aktarmaya çalıştığı sonucuna ulaşılmış ve izleyicilerin algıların istenilen doğrultuda yönlendirebileceği görülmüştür.