Journals / Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (elektronik) / 2016 / Cilt: 15 - Sayı: 57
ABSENCE OF FOREIGNIZATION AS A LITERARY TRANSLATION STRATEGY IN TURKISH REPUBLICAN ERA: A COMPARATIVE STUDY OF TRANSLATIONS OF FRANZ KAFKA'S SHORT STORY, "EIN LANDARZT" INTO TURKISH AND ENGLISH
- Pages
- 380–411
- DOI
- —
Abstract
In this study, the aim was to analyse literary translation strategies in the Turkish Republican Period, both by examining earlier theoretical/historical analyses and research findings, and by analysing several actual translations of Franz Kafka's short story "Ein Landarzt". My hypothesis was that foreignization was not a dominant literary translation strategy. And actually, earlier studies, and essays about translation strategies I examined, and my own text analyses confirmed this hypothesis. The leading figures of the Translation Bureau were defending the domesticating strategy, and in the following years, a source oriented approach became popular. Moreover, text analyses revealed that Kamuran Şipal, who is famous and criticized for his domesticating translations in literary circles, was the translator who used foreignization most. This interesting finding led to the argument that if Şipal uses foreignization most, then foreignization must be a rarely used strategy. And indeed, translations into Turkish investigated in this study showed that foreignization is used scarcely. The fact that foreignization was used more by the English translations of the same text, strengthened the validity ofour hypothesis since this proved again, that not using the foreignizing strategy was a choice of Turkish translators. One last point underlined in this study is, as highlighted in Şipal's case, comparative research might help changing almost stereotyped judgements about translation phenomena.
Özet
Bu çalışmada Cumhuriyet Dönemi yazın çevirisi stratejilerini hem bu konuda yapılmış araştırmalar üzerinden hem de Kafka'nın "Ein Landarzt" öyküsünün farklı çevirileri üzerinden ele aldık. Hipotezimiz, bu dönemde yabancılaştırmanın baskın bir strateji olmadığıydı. İncelediğimiz araştırmalar da Tercüme Bürosu'nun, en azından yönetici kadrosunun yerlileştirmeci olduğunu, sonraki yıllarda ise kaynak odaklı bir yaklaşımın egemen olduğunu ortaya koyuyordu. Çeviri incelemesi sonucunda ise yerlileştirmeciliğiyle bilinen Kamuran Şipal'in diğer çevirmenlere kıyasla, yabancılaştırma stratejisine daha fazla başvurduğunu gördük. Bu, şu önermeyi de beraberinde getiriyordu: En yabancılaştırmacı çevirmen Şipal'se, yabancılaştırma pek kullanılmayan bir strateji olsa gerek. Gerçekten de ele aldığımız örnekler üzerinden, yabancılaştırmanın az kullanıldığını gördük. Aynı öykünün İngilizceye çevirilerini de inceledik; bu çevirilerde yabancılaştırmaya daha fazla başvurulmuş olmasını, hipotezimizi destekleyen bir başka veri olarak yorumladık çünkü bu, elimizde yabancılaştırmanın pekala yapılabileceği bir kaynak metnin olduğunu ama Türkçeye çevirilerde bu stratejinin tercih edilmediğini, bir başka açıdan ortaya koyuyordu.Bu çalışma ayrıca, karşılaştırmalı incelemeler yapmanın, Şipal örneğinde gördüğümüz üzere, üstünde neredeyse fikir birliğine varılmış yargıları değiştirebilecek sonuçlar alınmasına olanak tanıdığını gösteriyor.