Journals / Eğitim Bilim Toplum / 2019 / Cilt: 17 - Sayı: 67
Being a Human Speaking Kurdish in Turkey-Kurdish Language as a “Living Space”
- Journal
- Eğitim Bilim Toplum
- Pages
- 89–121
- DOI
- —
Abstract
The topic and aim of this article is to reveal the structural causes behind the physical and verbal violence by civilians in Turkey to any Kurdish ones only for speaking Kurdish at the public spaces in Turkey. The study claims that there are not individual reasons but structural factors behind the violence and criminalization in terms of speaking Kurdish. These structural factors firstly are political and legal. Accordingly, discriminatory and assimilative formal language policies and mechanisms that have been pursued since the beginning of the Republican period in Turkey had an exclusionary and otherizing character, not integrative. Prejudices that feed these policies sometimes turn into violence that lead to many problems such as trauma amongKurdish speakers with material and symbolic dimensions. The article argues that in order to represent Kurdish language as a human right both in official places and in the public spheres, it should find a democratic “living space”, in addition to institutional policies like the right to education in mother tongue
Özet
Bu makalenin konusu ve amacı, Türkiye’de kamusal alanlarda Kürtçe konuşan herhangi birKürdün, sırf Kürtçe konuştuğu için sivil kişilerden fiziki ve sözel şiddet görmesinin ardındakiyapısal nedenleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmada Kürtçe konuşmanın, bireysel düzeyde gündelikyaşamda şiddet ile karşılık bulmasının ve kriminalleştirilmesinin ardında, münferit nedenlerdeğil, yapısal etkenler olduğu ileri sürülmektedir. Bu yapısal etkenler, öncelikle politik vehukukidir. Buna göre Cumhuriyet döneminin başından bu yana izlenen ayrımcı ve asimilasyoncuresmi dil politikaları ve mekanizmaları, bütünleştirici değil, dışlayıcı ve ötekileştirici birkarakter taşımaktadır. Bu politikaları besleyen önyargılar, zaman zaman şiddete dönüşmekteve şiddet de, maddi ve sembolik boyutlarıyla Kürtçe konuşanlar üzerinde başta travma olmaküzere birçok soruna yol açmaktadır. Makale, Kürtçe’nin, gerek resmi mekânlarda gerekse dekamusal alanda bir insan hakkı olarak temsil edilebilmesi için anadilinde eğitim gibi kurumsalpolitikaların yanı sıra bir “yaşam alanı” olarak da zemin bulması gerektiğini ileri sürmektedir.