Journals / Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 67
RIGHT TO DEVELOPMENT WITHIN NEOLIBERAL GLOBALIZATION
- Pages
- 72–91
- DOI
- —
Abstract
Globalization, which recontructs development with egalitarian expressions, leads many attempts throughoutinternational arena. Right to Development, one of the these attempts, is set on legal basis with the Declaration of Rightto Development by United Nations in 1986. It is also recurred through other international conventions and so it gainedits currency. Approaches regarding right to development depend mostly on the human rights for its content and reflectassumptions which seek equality, participation and social justice on global scale. In terms of the thoughts that itcontains, the concept’s itself is supported all around the World but it is criticised at the same time. It can be said thatthe nature of right to development has become interrogable as the result of the criticisms and neo-liberal globalization.In line with the main approaches and contradictions around them, this paper handles development and right todevelopment concepts cirtically depending on the criticisms towards neo-liberal globalization. The emphasisunderlined by this study is that the approaches to development are contradictionary in terms of globalizationconsequences and the right to development is away from being egalitarian. As the result of this conflict, it is arguedthat neo-liberal globalization induces new problems reinforcing existing inequality.
Özet
Eşitlikçi söylemlerle kalkınmayı yeniden inşa eden küreselleşme, uluslararası çapta pek çok girişime yol açmıştır. Bu girişimlerden biri olan kalkınma hakkı, Birleşmiş Milletlerin 1986 yılında yayınladığı Kalkınma Hakkı Bildirisi ile yasal bir zemine kavuşturulmuştur. Uluslararası diğer anlaşmalarla da kalkınma hakkı yinelenmiş ve böylece kavram güncellik kazanmıştır. Kalkınma hakkına dair yaklaşımlar içerik olarak çoğunlukla insan haklarına dayanmakta ve küresel ölçekte eşitliği, katılımcılığı ve toplumsal adaleti gözeten varsayımları ifade etmektedir. İçerdiği anlamlar bakımından, kavramın kendisi uluslararası alanda desteklenmekte, ancak aynı zamanda eleştiriye de maruz kalmaktadır. Kalkınma hakkına yönelik eleştirilerin ve neo-liberal küreselleşmenin sonucu olarak kalkınma hakkının özünün sorgulanır bir niteliğe büründüğü söylenilebilir. Kalkınmaya yönelik temel yaklaşımlar ile ortaya çıkan çelişkiler doğrultusunda, bu çalışmada neo-liberal küreselleşme eleştirilerine bağlı olarak kalkınma ve kalkınma hakkı düşünceleri eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Çalışmayla üzerinde durulan temel düşünce, küreselleşmenin sonuçları açısından kalkınmaya yönelik düşüncelerin çelişkili olduğu ve kalkınma hakkının eşitlikçi olmaktan uzak olduğudur. Mevcut çelişkiler sonucunda neo-liberal küreselleşmenin mevcut eşitsizliği pekiştirerek yeni sorunlara yol açtığı ifade edilmektedir.