Journals / Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi / 2016 / Cilt: 16 - Sayı: 2
Holy and Art
- Pages
- 9–22
- DOI
- —
Abstract
As we can say Holy has supernatural dimension, it disclosures in religion directly and in art and moral indirectly. We can find the meaning of life in these three phenomena. Not only art has the aesthetics dimension, but religion and Holy has also. The concept of God includes to be "beauty" conceptually and in its definition. So we can say that Nature is the artificial creation of God. On the other hand we must ask the main question on this point: Why there is art as a humanly production? This article will be about the ontology of art. We will accept the definition of art as a poiesis not as a mimesis. The answers of this article to this main question are that art is an expression, it is one way of giving meaning to life and it bring us one of dimension of Being, otherwise we cannot arrive it. Art and religion or Holy are in a mutual relation. We are living in a secular world, and art will be the first candidate to be in place of religion or Holy. Art and religion function in a same manner when our life enters to an existential problem. If we ask "why I must continue of my life?" One of the answers will be "for beauty".
Özet
Kutsalı, doğaötesi olma boyutu ile değerlendirecek olursak, onun üç alanda tezahür ettiğini söyleyebiliriz. Kutsal, dinde doğrudan, ahlak ve sanatta ise dolaylı olarak tezahür eder. Din, ahlak ve sanat aynı zamanda hayatı anlamlandıran üç temel değer alanı olarak değerlendirilir. Sadece sanat değil, din ve ahlak da aynı zamanda estetik boyuta sahiptir. Din, ahlak ve sanat netice itibariyle dinilik noktasında buluşurlar. Kutsal kavramı zımnen estetik bir boyutu çağrıştırır. Kutsalın somut ifadesiyle Tanrı kavramı, gerek sıfatlar ve gerekse fiiller açısından bakıldığında "güzel" olmaklığı da içerir. Dolayısıyla Tanrı'nın eseri olan Evren / Varlık / Tabiat sanatsal bir boyuta sahip olmak durumundadır. Tabiat Tanrı'nın sanatsal bir eseridir demek yanlış olmaz. Öte yandan insan elinden çıkan sanat eserinin varlığını da bu bağlamda değerlendirebiliriz. İnsanın başka hiçbir şeyin aracı olmaksızın ürettiği sanat eserlerini neden ürettiği sorusu hayati bir sorudur. Sanat ne türden bir meşgaledir? Sanat ontolojisi açısından bakıldığında ve bir taklit değil de yaratım olarak değerlendirildiğinde sanatın üç fonksiyonundan bahsedebiliriz: Temsil veya ifade etme, Varoluşa anlam verme. Başka türlü ulaşılamaz ve anlatılamaz olanı anlatma, sunma. Kutsalın kaybolmaya yüz tuttuğu günümüz dünyasında, dinden veya kutsaldan boşalan yere sanatın veya sanatsal olanın geçiyor olması kutsalla sanat arasındaki ilişkinin açık işaretidir. İronik olan ise, gerek dine gerekse sanatsal olana "işler yolunda gitmediğinde" daha sık başvuruyor olmamızdır. Din ve sanat "zor zamanlarda" gidilen birer sığınak fonksiyonu görmektedirler. Bu yönleriyle, varoluşu anlamlandırmada bu iki fenomen iş başındadır. Başka bir ifadeyle "hayatımı niçin sürdürmeliyim" sorusuna eğer dinden bir cevap bulunamıyorsa ikinci seçenek sanat olmaktadır.