Journals / Dil ve Edebiyat Araştırmaları / 2019 / Cilt: 19 - Sayı: 19
A Feminist Post-Narratological Inquiry into Angela Carter’s “The Company of Wolves”
- Pages
- 325–337
- DOI
- —
Abstract
Angela Carter is an unorthodox figure of 20th-century literature that declares war on all kinds of orthodoxbeliefs and practices. One of those practices against which she boldly fights is myths. Myths draw socialand cultural boundaries that tempt such writers as Carter to trespass by playing upon and with their breaksand leaks. Specifically alert to the distribution of power regarding sexual politics, Carter rereads traditionalmyths with closer attention and rewrites them to spoil their ideological fabric and debunk their malignantlatent aims. As such, she sets out to explore fairytale tradition to see how women are misrepresented by andwithin fairytales and how these misrepresentations are encoded as universal facts. In her avant-garde workThe Bloody Chamber and Other Stories (1979), Carter rewrites these fairytales with the purpose of denouncing the misrepresentations manifest in them and deconstructing gender stereotypes. This paper is anattempt to scrutinize one of these rewritings in this collection, “The Company of Wolves” from a feministpost-narratological stance, first discussing the inapplicability of classical narratological theories such asProppian analysis of fairytales to deconstructive rewritings and then elaborating on the subversive potentialof Carter’s rewriting in comparison with the original version “Little Red Cap” by the Grimm Brothers..
Özet
Angela Carter, tüm ortodoks düşünce sistemleri, inanış ve uygulamalara savaş açmış, 20. Yüzyıl edebiyatında alışılmışın dışında kalan edebi figürlerden biridir. Carter’ın cesurca savaştığı bu uygulamalardan biri de mitlerdir. Mitler, Carter gibi yazarları üzerine çekecek sosyokültürel sınırlar çizerler. Özellikle de cinsel politikadaki güçler dağılımıyla ilgilenen Carter, geleneksel mitleri yeniden okuyarak, içlerinde barındırdıkları ideolojik dokuyu yapıbozuma uğratmak ve içkin amaçlarını boşa çıkarmak üzere bu mitleri yeniden yazar. Bu bakımdan, masallarda kadınların nasıl temsil edildiği ve bu temsillerin nasıl evrensel doğrulara dönüştürüldüğünü anlamak ve anlatmak için masal geleneğini keşfetmeye koyulur. Yenilikçi eserlerinden Kanlı Oda ve Diğer Öyküler’de de bu temsilleri çürütmek ve cinsiyet normlarını yapısöküme uğratmak amacıyla masalları yeniden yazar. Bu çalışma, bu koleksiyondaki yeniden yazılan masallardan biri olan “Kurtlar Arasında” öyküsünü feminist post-anlatıbilimsel açıdan incelemeyi, bunu yaparken de öncelikle Propp’un masal incelemesi gibi geleneksel anlatıbilimsel yöntemlerin yapıbozumcu yeniden yazımlara uygulanamazlığını tartışıp ardından Carter’ın öyküsünü, öykünün orijinali kaynağı Grimm Kardeşler’in “Kırmızı Başlıklı Kız” masalıyla karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamaktadır.