Journals / Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Cilt: 23 - Sayı: 38
VIEW OF THE ABORTION CRIME IN 17TH CENTURY’S ISTANBUL
- Pages
- 31–84
- DOI
- —
Abstract
It is accepted that abortion is the third type of murder offences (qisas and diyat offences). The punishments of offences against life and bodily integrity exist in the basic resources of Islamic-Ottoman Law. The most important property of these offences is victims and/or successors have right to forgive. The effect of an assault and or battery on abortion is the definition of abortion crime. This situation was written “ilkâ-i cenin” in the Qadı Records. All the Islamic – Ottoman lawyers agree with the punishment for the offence is 500 drachmae silver or equal to this diyat (fine). On the other it is asserted that as a unproductive period in 17th century Medressehs went wrong and there were not qualified officer in Ottoman This study examines whether aforementioned theoretical information was carried out in 17th century Istanbul practice. Afterspecifying the framework of the offence, this study focuses on some important 17th century Istanbul Qadı Records that give significant data about the offence. This study examines only abortion crime in 17th century Istanbul. Researches show us the following conclusions: there were not so many Qadı records about the offence. Lack of the offence in Qadı Records can be explained as follow. The conflict about the offence could be solved without appearing before Qadı, by the way of muslihun. As doctrine mentions, Qadı Records show victims and/or successors forgive the perpetrator. However, it is understood from the Qadı Records that agreement (sulh) was the other way of solving the problem. Qadı records mentioned müstebîn’ûl-hılka in all the abortion cases. This detail shows us that official madhab theory in Ottoman State could be seen in the real life. Dhimmis and public servants could be both victim and perpetrator. Fathers had right to intervene as the principal person. No sooner had the perpetrator committed the offence than victims and or successors bring a lawsuit. Conflicts could be solved before mediators (Muslihuns). Records underline the details of the offence and existence of organs of embryos. It can be understood from Qadı records that Qadı had been taught well and practice the judicial process in the correct way.
Özet
Çocuk düşürtme suçu, İslam-Osmanlı Ceza Hukukunda cinayetsuçlarının (kısas ve diyet suçlarının) üçüncü türü olarak kabul edilmektedir.Şahısların hayatına ve vücut bütünlüğüne karşı işlenebilen kısas ve diyetsuçlarının cezaları asli kaynaklarda belirlenmiştir. Anılan kategoride yer alansuçların en önemli özelliği, mağdur ya da mirasçıların suçluyu af yetkisine sahipolmasıdır. Çocuk düşürtme suçu, gebe bir kadının müessir fiil sonucu karnındakiçocuğu düşürmesi olarak tanımlanmaktadır. Şer‘iye sicillerinde bu durum “ilkā-icenin” olarak belirtilmektedir. İslam Osmanlı hukukçularının tamamı bu suçaverilecek cezanın gurre olarak tanımlanan 500 dirhem gümüş değerindeki paracezası olduğu hususunda hemfikirdirler. Öte yandan 17’nci yüzyıl OsmanlıDevletinin duraklama devri olarak medreselerin bozulduğu, nitelikli kamu görevlilerinin yetişmediği dönem olarak ileri sürülmektedir. Çalışmada teorikolarak aktarılan bu bilgilerin 17’nci yüzyıl İstanbul’una yansıyıp yansımadığıyansıyor ise nasıl yansıdığı üzerinde durulmuştur. Konuyla ilgili literatürtaramasının ardından anılan yüzyılda İstanbul’daki Kadı Sicillerinde yer almışolan ve bize önemli ipuçları veren Şer‘iye sicili hükümleri tahlil edilmiştir.Çalışma, Osmanlı Devleti’nin duraklama dönemini içine alan 17’nci yüzyıldaçocuk düşürtme fiilleri sadece İstanbul şehri özelinde irdelemiştir. Yapılanaraştırmalar neticesinde varılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Kadı sicillerineçocuk düşürtme vakalarının yansıması çok fazla değildir. Bu durum bu suçtipinin uyuşmazlıkların kadı huzuruna gitmeden sulh ile çözülmüş olmaihtimalinden kaynaklanmaktadır. Ceninin müstebîn’ûl-hılka olmasına atıftabulunulması, resmi mezhep anlayışının pratiğe yansıdığını göstermektedir.Anılan suça ilişkin ihtilaflar, teorinin de ifade ettiği üzere afla çözülebilmiştir.Ancak vakalar bize sulh ile de uyuşmazlığın çözüldüğünü göstermektedir. Gerekzimmî gerek askeri kesim bu suç tipinde hem davacı hem davalı olabilmiştir.Babaların da davaya asaleten katılmada cesaretli oldukları görülmektedir. Suçunişlenmesinden çok kısa bir süre sonra bu tür davanın açılması önemli bir tespittir.Uyuşmazlıkların muslihûn vasıtasıyla da çözülebildiği olmuştur. Vakalarınayrıntılı izah edilmiş olması önem arz eden diğer sonuçtur. Kadıların teorikolarak iyi bir eğitim aldıklarını, verdikleri kararlar ve uyguladıkları usuldenanlayabilmekteyiz.