Journals / Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2021 / Cilt: 21 - Sayı: 2

The City, Mosque and Permission Conditions of Jumu'ah Prayers in Ottoman Law

CUMA NAMAZININ SIHHAT ŞARTLARINDAN OLAN ŞEHİR, CAMİ VE İZİN KONULARININ OSMANLI HUKUKUNDAKİ YERİ

Pages
573–597
DOI
—

Abstract

Salat-al Jumu'ah, or the Friday prayer, is specifically mentioned in the Quran and made obligatory for Muslims. It has been stated by the Prophet to whom the Friday prayer is obligatory and how it should be performed. Scholars agree that the Friday prayer is fard when certain conditions are met. These conditions are divided into two as wujub and validity conditions. The wujub conditions are necessary to be met to be obliged to do the Friday prayer, while the validity conditions are necessary for the prayer to be accepted as valid. There is great deal among the madhhabs on the conditions of wujub (being male, free, muqim, and without an excuse). However, there is conflict between madhhabs in most of the validity conditions (city, mosque, community, time, imam, and hutbe). In addition to the city and mosque conditions, the most controversial condition that is put forward by Hanafis is that the imam should be the head of the state or someone appointed by him. Debates about the city are around issues such as the size of the city, whether its population is crowded and whether it is a permanent place of live. Discussions about the mosque are on issues such as doing the Friday prayers in public mosques assigned by the head of state/public administration, whether Friday prayers can be performed in a single mosque, and the size of the mosque. The discussions about the Imam are about whether the head of the state or a person authorized by him should lead the prayers and whether a resident or a traveling imam can do it when permitted by the head of state. It is a known that the courts decided according to the Hanafi madhhab in order to accept Hanafi as the official sect in the Ottoman state and to ensure legal unity off law in the Ottoman lands. In this study, it will be tried to determine which madhhab's views in the Ottomans applied to the controversial validity issues: city, mosque, and the head of state or the person authorized by him leading the prayer. The study first gives brief information about the validity conditions of Friday prayers in Islamic law and the conflicts between the madhhabs. Then, it will be tried to determine about how these issues are reflected in the Ottoman shaykh al-Islam fatwas, especially in the court records regarding these controversial conditions. As a result of the study, it will be possible to determine whether Hanafi views, which were accepted as the official view in Ottoman law, were in force or not. In the study, approximately 400 court books from different cities in both the classical and the Tanzimat periods of the Ottoman Empire were examined in order to form a general opinion on the subject. It is hoped that this study will make a small contribution to the history of Islamic law, which deals with the place of city, mosque and permission issues, which are the health conditions of Friday prayer, in Ottoman law, with fatwa journals and especially the examples of enforcement reflected in court records.

Özet

Cuma namazı Kur’ân-ı Kerîm’de özellikle zikredilmiş ve Müslümanlara farz kılınmış, Hz. Peygamberimiz tarafından da cuma namazının kimlere farz olduğu ve nasıl kılınacağı beyan edilmiştir. Cuma namazının belli şartların gerçekleşmesi halinde farz olduğu konusunda ittifak vardır. Bu şartlar vücûb ve sıhhat şartları olmak üzere ikiye ayrılır. Vücûb şartları cuma namazı ile yükümlü olmak için, sıhhat şartları ise namazın muteber ve geçerli olması için gereklidir. Vücûb şartları (erkek, hür, mukim ve mazeretsiz olmak) üzerinde mezheplerin büyük oranda ittifakı vardır. Sıhhat şartlarının (şehir, cami, cemaat, vakit, imam ve hutbe) birçoğunda mezhepler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Şehir ve cami şartları yanında üzerinde ihtilaf edilen en önemli şart Hanefîler tarafından ileri sürülen imamın devlet başkanı olması veya izin verdiği kimse olması şartıdır.Şehirle alakalı tartışmalar şehrin büyüklüğü-küçüklüğü, nüfusunun kalabalık ve sürekli oturulan yer olup olmaması gibi konular etrafındadır. Camiyle alakalı tartışmalar cuma namazının devlet başkanının/kamu idaresinin tahsis ettiği halka açık camilerde kılınması, cuma namazının yalnız bir camide kılınıp kılınamayacağı ve caminin büyüklüğü küçüklüğü gibi meseleler üzerindedir. İmamla alakalı tartışmalar ise cuma namazını devlet başkanı veya onun yetki verdiği kimsenin kıldırıp kıldırmaması ve devlet başkanının izin vermesi halinde mukim ve seferî bir imamın kıldırıp kıldıramaması konularında yapılmaktadır. Osmanlı devletinde resmi mezhep olarak Hanefîliğin kabul edilmesi ve Osmanlı topraklarında hukuk birliğini sağlamak için mahkemelerin Hanefî mezhebine göre karar verdikleri bilinmektedir. Bu çalışmada, mezhepler arasında ihtilaflı olan şehir, cami ve cumayı devlet başkanı veya onun yetki verdiği kişinin kıldırması konularında, Osmanlıda hangi mezhebin görüşlerinin uyguladığını tespit edilmeye çalışılacaktır. Çalışmada, öncelikle İslam hukukundaki cuma namazının sıhhat şartları ve mezheplerin ihtilafları hakkında kısaca bilgi verilecektir. Daha sonra bu konuların Osmanlı dönemi fetva mecmualarındaki şeyhülislam fetvalarına ve özellikle bu tartışmalı şartların mahkeme kayıtlarına nasıl yansıdığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Çalışmanın sonucunda Osmanlı hukukunda resmi mezhep olarak kabul edilen Hanefî görüşlerinin yürürlükte olup olmadığını tespit etmek mümkün olacaktır. Çalışmamızda konumuzla alakalı genel bir kanaat oluşturması için Osmanlının hem klasik hem de Tanzimat dönemine ait farklı şehirlerdeki yaklaşık 400 civarındaki mahkeme defteri incelenmiştir.Cuma namazının sıhhat şartlarından olan şehir, cami ve izin konularının Osmanlı hukukundaki yerini fetva mecmuaları ve özellikle mahkeme kayıtlarına yansıyan yürürlük örneklerinden hareketle ele alan bu çalışma ile İslam hukuk tarihine küçük bir katkı sağlanacağı ümit edilmektedir.