Journals / Çağdaş Cerrahi Dergisi / 1999 / Cilt: 13 - Sayı: 2
Effects of pedinculated omentum, pedinculated parietal peritoneum, subcutaneous transposition and splenorraphy procedures on wound healing in experimental splenic injury model
- Journal
- Çağdaş Cerrahi Dergisi
- Pages
- 62–68
- DOI
- —
Abstract
Splenectomy wax the unique surgical option in splenic diseases for long years. But recognition of postsplenetomy sepsis, thromboembolic complications due to trombocytosis, well understood important role of spleen in immunology and some other causes made spleen saing procedures important in proper cases. In this study, effects of pedinculated omentum, pedinculated parietal peritoneum, subcutaneous transposition, and splenorraphy procedures on wound healing in experimental splenic injury model was investigated. One hundred male Wistar Albino rats were used. Rats were divided into 5 groups. Group I: Control, Group II: pedinculated omentum, Group III: pedinculated peritoneum, Group IV: subcutaneous transposition, Group V: splenorraphy. Except control group, splenic injury was done by partial splenectomy and hemostasis was achieved by one of the procedures mentioned above. Wound healing on the cut surface of spleen was investigated at postop 3. and 10. days using hydroxyproline measurement and histopathologic scores in each group. Statistical differences between groups were investigated by Duncan test and p
Özet
Splenektomi, uzun yıllar dalak cerrahisinde tek tedavi seçeneği durumunda idi. Ancak postsplenektomik sepsisin tanımlanması, trombositoza bağlı, olarak tromboembolik komplikasyonların ortaya çıkması, dalağın immün sistemdeki rolünün daha iyi anlaşılması gibi sebeplerle, mümkün olan olgularda dalağın korunması gerekliliği gündeme gelmiştir. Çalışmamızda, ratlarda oluşturulan dalak yaralanması modelinde saplı periton, saplı omentum, subkutan transpozisyon ve splenorafi işlemlerinin dalak iyileşmesine olan etkileri araştırıldı. Bu amaçla ağırlıkları. 180-250 gram arasında değişen 100 adet Wistar Albino erkek sıçan kullanıldı. Sıçanlar herbiri 20 denekten oluşan 5 gruba ayrıldı. Grup I: kontrol, Grup II: saplı omentum, Grup III: saplı periton, Grup IV: subkutan transpozisyon, Grup V: Splenorafi (sütür). Sıçanlara parsiyel splenektomi uygulanarak dalak yaralanması oluşturuldu ve her grupta yukarıda belirtilen işlemlerden biri uygulanarak hemostaz sağlandı. Kontrol grubunda ise sadece laparotomi yapıldı. Her grupta postoperatif 3. ve 10. günlerde dalak kesit yüzeylerindeki yara iyileşmesi, histopatolojik ve biyokimyasal (hidroksiprolin) parametreler kullanılarak incelendi. Hidroksiprolin değerleri ve histopatolojik skorlar açısından gruplar arasındaki farklılıklar ayrı ayrı Duncan testi kullanılarak karşılaştırıldı. p