Journals / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 15 - Sayı: 30
Accusation of "Turkism" as a Element of the Intimidation Policy in the Soviet Union Era
- Pages
- 1–27
- DOI
- —
Abstract
KILINÇKAYA, Derviş M.; OMARBEKOV, Talas; EGAMBERDIYEV, Mirzahan, The Crime of “Turkism” as a Component of the Intimidation Policy During the Soviet Era, CTAD, Year 15, Issue 30 (Fall 2019), pp. 1-27. The policies developed to deepen its influence by the Tsarist Russia after the invasion of Turkestan led to serious upheavals. When the emerging Turkish intellectual movement is added to this, the political and social story of Turkestan geography in the last quarter of the 19th century and the 20th century constitutes an interesting field of study for historians. During the period of Russia's Bolshevik revolution and regime change, “the question of nationalities” came to the fore as a critical factor. Towards the end of the nineteenth century, during the crisis of the tsarist regime, Turkestan intellectuals developed “independence” thoughts. It is well known that Stalinist practices of constant “blame and exile” have continued on “nationalist” intellectuals in almost all republics within the USSR during the 20-30s of the 20th century. After the dissolution of the USSR, the period was examined in many respects in the historiography of both Europe and the new independent republics. However, there is almost no study dealing with the accusations of “Turkism” and “nationalist disorder”, which are given as the reason for the implementation of these intimidation, oppression and exile policies. Therefore, both the conceptualization and the examination of the implementation process of the accusation in question is still current. Some of the intellectuals sincerely adhered to the ideals of communism, while others chose to fight for direct independence. However, all of the leading actors of this independence movement were erased from the political scene of Russia as a result of the developments between 1917-1937. Although those who could go abroad saved their lives, those in Turkestan were destroyed by Stalin on charges of “Panturkist, Panislamist and Panturanist”. Even if they adopted an ideological attitude towards Russian cultural and political sovereignty, the communist or “Alashist” leaders of Turkestan were not only left disappointed with their frustrations but executed by shootings after being declared an “enemy of the people”. This paper focuses on how the ideological discourse for the liquidation of party members who sincerely believed in communism turned into a repressive element and implemented.
Özet
KILINÇKAYA, Derviş M.; OMARBEKOV, Talas; EGAMBERDİYEV, Mirzahan, Sovyetler Birliği Döneminde Yıldırma Politikasının Bir Unsuru Olarak “Türkçülük” Suçlaması, CTAD, Yıl 15, Sayı 30 (Güz 2019), s. 1-27. Çarlık Rusya’sının Türkistan’ı işgalinden sonra geliştirdiği politikalar bir taraftan kendi egemenliğini yerleştirmeye yönelirken diğer taraftan da bölgede ciddi ayaklanmalara yol açmıştır. Buna bir de gelişmekte olan Türk aydın hareketi eklendiğinde Türkistan coğrafyasının 19. Yüzyılın son çeyreği ve 20. Yüzyıldaki siyasal ve toplumsal hikâyesi tarihçiler için ilginç bir çalışma alanı oluşturmaktadır. Rusya’nın Bolşevik devrimi ile rejim değişikliği yaşadığı bu devrede içeride devam eden “iktidar çatışması” sırasında “milliyetler meselesi” kritik bir faktör olarak öne çıktı. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Çarlık rejiminin sürüklenmekte olduğu buhran sürecinde Türkistan aydınları “istiklâl” odaklı düşünceler geliştirdiler. 20. yüzyılın 20-30’lu yıllarında SSCB bünyesinde yer alan cumhuriyetlerin hemen tamamında “milliyetçi” aydınlar üzerinde Stalinist “sürekli suçlama ve sürgün” uygulamalarının sürdürülmüş olduğu artık çok iyi bilinmektedir. Söz konusu dönem SSCB’nin dağılmasından sonra gerek Avrupa ve gerekse bağımsız yeni cumhuriyetlerin tarih yazıcılığında pek çok açıdan ele alınıp incelenmiştir. Ancak bu yıldırma, baskı ve sürgün politikalarının uygulanmasına gerekçe olarak gösterilen “Türkçülük”, “milliyetçi bozgunculuk” suçlamalarını ele alan çalışma hemen hemen yoktur. Bu sebeple söz konusu “suçlamanın” hem kavramlaştırma hem de uygulama sürecinin incelenmesi güncelliğini hala korumaktadır Bunların bir kısmı samimiyetle komünizm ideallerine bağlanırken, bir kısmı doğrudan bağımsızlık için mücadele etmeyi tercih etti. Ancak bu bağımsızlık hareketinin öncü aktörlerinin tamamı 1917-1937 yılları arasındaki gelişmelerin bir sonucu olarak Rusya’nın siyaset sahnesinden silindiler. Yurt dışına gidebilenler hayatlarını kurtarsa da Türkistan’da kalanlar Stalin tarafından “Pantürkist, Panislamist ve Turancı” suçlamalarıyla yok edildiler. Rus kültürel ve siyasal egemenliği karşısında “ideolojik” tavır takınsalar bile Türkistanlı komünist veya “Alaşçı” liderler, yaşadıkları hayal kırıklıkları ile kalmayıp “halk düşmanı” ilân edildikten sonra kurşuna dizildiler. Bu makale, sistemin, komünizme samimiyetle inanan parti üyelerinin tasfiyesi sırasında geliştirdiği ideolojik söylemin nasıl bir baskı unsuruna dönüştüğü ve kullanıldığı üzerinde durmaktadır.