Journals / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 14 - Sayı: 27

Alparslan Türkeş in the Process Towards Discharge on November 13, 1960 and a Dispute Within the National Unity Committee,

13 Kasım 1960 Tasfiyesine Giden Süreçte Alparslan Türkeş ve Milli Birlik Komitesi İçinde İhtilaf

Pages
213–253
DOI
—

Abstract

The National Unity Committee formed by the soldiers after the coup on May 27 had a very heterogeneous identity. In addition to the composition of the committee with various ranks and age groups, the disagreements among the members led to division around roughly two groups. The head of one of these groups was Alparslan Turkes, who became the Undersecretary of the Prime Ministry after the coup, while the other was Cemal Madanoglu. Alparslan Turkes gained the sympathies of the officers, especially who were relatively young in the Committee, besides his identity as a Colonel, and this group wished to make the National Unity Committee implement the reforms that Ataturk could not have completed. Thus, while this group was classified as "radicals", Turkes was described as the "Mighty Colonel of Coup", inspired from Nasser, the nationalist-socialist leader of his time. On the other hand, Madanoglu's group acted with the thought of "transfer of the administration to the civilians by making the elections as soon as possible". Due to this difference of this basic mentality between the two views, together with other problems, the Committee carried out an auto-discharge on November 13, 1960 and 14 members, including Turkes, were appointed as civil servants abroad.

Özet

27 Mayıs darbesi sonrasında askerler tarafından teşekkül eden Milli Birlik Komitesioldukça heterojen bir hüviyeti haizdir. Komitenin çeşitli rütbeler ve yaş gruplarındanoluşan yapısının yanında üyelerin arasında bulunan fikir ayrılıkları, kabaca iki grupetrafında bölünmeye meydan vermiştir. Bu gruplardan birisinin başını, ihtilal sonrasındaBaşbakanlık Müsteşarı olacak olan Alparslan Türkeş çekerken, diğer kliğin öncüsüCemal Madanoğlu olacaktır. Alparslan Türkeş, Albay kimliğinin yanında komiteiçerisinde bilhassa görece genç olan subayların sempatisini kazanacak ve bu grup MilliBirlik Komitesi’ni, “Atatürk’ün tamamlayamadığı” diye nitelendirdikleri reformlarıntatbiki için vesile kılmak isteyeceklerdir. Böylece bu grup “radikaller” olarak tasnifedilirken, Türkeş de dönemin milliyetçi-sosyalist lideri Nasır’dan mülhem “İhtilalinKudretli Albayı” olarak tarif edilecektir. Buna mukabil, Madanoğlu’nun grubu “seçimlerin bir an evvel yapılması suretiyle idarenin sivillere devredilmesi” düşüncesindehareket edeceklerdir. İki görüş arasındaki bu temel anlayış farkı, beraberinde diğersorunlarla birleşince 13 Kasım 1960 tarihinde, komite oto-tasfiye uygulayacak veiçlerinde Türkeş’in de bulunduğu 14 üye yurtdışına memur olarak tayin edileceklerdir.