Journals / Cumhuriyet Dental Journal / 2020 / Cilt: 23 - Sayı: 2

LACK OF ASSOCIATION BETWEEN ENAMEL FORMATION GENE VARIANTS AND DENTAL CARIES IN ADULTS

Erişkinlerde Mine Formasyon Gen Varyantları ve Diş Çürüğü Arasındaki İlişki Yokluğu

Pages
96–106
DOI
—

Abstract

Objectives: Studies report that gene polymorphisms associated with mineralization may change the structure of enamel and create a predisposition for developing dental caries. The aim of the study was to evaluate the VDR and TFIP11 gene variants in adults with caries experience and to investigate their interactions with the environmental factors. Materials and Methods: A total of 160 individuals at the age of 24-40 years were included in the study and they were assigned to two groups according to decayed-missing-filled teeth index (DMFT); namely the low caries experience (LCE, DMFT≤4) and high caries experience (HCE, DMFT> 9.13). DNA was isolated from buccal swab samples to genotype the VDR (TaqI; rs731236) and TFIP11 (rs5997096) gene variants. The real-time PCR was used for genotyping. The frequency of tooth brushing, carbohydrate intake, smoking, and the dental plaques were evaluated as environmental risk factors. Results: Between the caries groups and the distribution of the genotypes and alleles of the VDR rs731236 and TFIP11 rs5997096 gene variants were not statistically different. There was also no significant difference when homozygous, heterozygous, dominant, and recessive models were evaluated for the two variants. The frequency of tooth brushing was significantly higher in the LCE group. According to the regression analysis; the amount of plaque explained the high caries experience at a rate of 51.4%. Conclusions: The study findings indicated that common variants in the VDR and TFIP11 genes were not associated with high caries experiences in Turkish adults.

Özet

Amaç: Çalışmalarda mineralizasyonla ilişkili gen polimorfizmlerinin minenin yapısını değiştirerek, diş çürüğüne yatkınlık oluşturabileceği bildirilmektedir. Bu çalışmada erişkinlerde mine oluşumunda yer alan VDR ve TFIP11 gen polimorfizmlerini ve çürük deneyimi üzerindeki çevresel faktörlerle etkileşimini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya 24-40 yaş aralığındaki toplam 160 birey katıldı ve DMFT indeksine göre geçmiş çürük deneyimi düşük (DMFT≤4) ve yüksek (DMFT>13,9) olan iki gruba ayrıldı. VDR (TaqI; rs731236) ve TFIP11 (rs5997096) polimorfizmlerini değerlendirmek için yanak içi sürüntü örneklerinden DNA izolasyonu yapıldı. Genotipleme işlemi için real-time PCR ile gerçekleştirildi. Çevresel çürük risk faktörleri olarak diş fırçalama sıklığı, karbonhidrat tüketimi, sigara kullanımı ve dental plak miktarı değerlendirildi. Bulgular: Yüksek çürük deneyimi ve düşük çürük deneyimi grupları arasında VDR ve TFIP polimorfizmlerinin genotip ve alel frekanslarının dağılımları açısından istatistiksel açıdan fark gözlenmedi. İki varyant için homozigot, heterozigot, baskın ve resesif modeller değerlendirildiğinde anlamlı farklılık saptanmadı. Diş fırçalama sıklığı LCE grubundaki bireylerde HCE grubundaki bireylere göre anlamlı derecede daha fazlaydı. Binary lojistik regresyon analizine göre; plak miktarı yüksek çürük deneyimini %51,4 oranında açıkladı. Sonuçlar: Bulgularımız VDR ve TFIP11 genlerindeki yaygın görülen varyantların Türk erişkinlerindeki yüksek çürük deneyimleriyle ilişkili olmadığını göstermiştir.