Journals / Colloquium Anatolicum / 2011 / Cilt: 0 - Sayı: 10
Metric systems and trade activities in Eastern Mediterranean pre-coinage societies
- Journal
- Colloquium Anatolicum
- Pages
- 21–40
- DOI
- —
Abstract
Bu makale Yakındoğu’nun sikke öncesi toplumları üzerine olmakla birlikte, Tunç Çağı Ege’sine ağırlık vermektedir. Ticareti iş olarak yürüten “aracının” rolünden başlayarak onun ticari ilişkilerinde kullandığı ölçü birimleri ve ölçü aletleri üzerinde genişlemektedir. Arkeolojik sit alanlarından ve muhasebe kayıtlarından bilinen teraziler ve ağırlıklar, eski çağlarda ticari malların miktarını ve değerini hesaplamanın yolları hakkında bilgi vermeleri açısından değerlidir (Res. 1). Terazinin normal formu, iki kefesi olan iki kollu basit teraziydi (Res. 2) ve tunç teraziler üzerindeki kalıntılar, bunların terazi koluna sıklıkla bitki lifleriyle bağlandığını gösterir (Res. 4). Detaylara dair bazı bulgular, bir Miken sandık mezarındaki semiyotik işleve sahip altın terazilerden elde edilmektedir. “Ege” ya da “Minos” adı verilen terazi ağırlıkları (Res. 5) özgün bir disk şekline sahiptir ; çoğunlukla kurşundandır ve 62-65 gramlık ağırlık değeri, Yeni Saraylar Döneminde Girit ve Kiklatlarda egemen birim olarak kullanılmıştır. Bu birim 13 gramlık Mısır altın biriminin beş katı olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda da 6,5 g gramlık Yakındoğu şekelinin 10 katıydı. Miken Linear B metinleri (Res. 1 ve 8) ve Yakındoğu metinlerinin ışığında metaller, yün ve diğerlerinin ağırlıkların göre hesaplandığı, diğer taraftan yiyeceklerin genellikle hacim birimlerine göre ölçüldüğü sonucu çıkar. Metaller ve kumaşlar mükemmel ticaret kalemleriydi. Arkeolojik kayıtlar belirli malların –mesela aynı formda ve aynı şekilde kodlanmış (?) ağırlıktaki kaplar- üretimi için hangi terazi ağırlıklarının kullanılmış olabileceğine dair bir fikir verir (Res. 6a-6b). Minos Linear A ve Miken Linear B olmak üzere her iki Ege yazısında kumaşlar sayılarına göre kaydedilmiş ve kendilerine özel ideogramlar verilmiştir. Bunlar sıklıkla her bir tür kumaş için gerekli yünü gösteren Miken yün birimi (LANA) tarafından takip edilir. Bu LANA birimi 3 kg değerindeydi ve yün için özel altı minalık birime, yani Nuzi tabletlerindeki nairu yün birimine eşitti. Görünüşe göre, aynı 3 kiloluk yün birimi Linear A yazısının kullanıldığı dönemde de mevcuttu. Thera Adası’ndaki Akrotiri yerleşmesinde, içinde bulunmuş 400’den fazla kil ağırşak nedeniyle bir dokuma işliğine işaret eden bir evden 26 kurşun terazi ağırlığı buna işaret etmektedir. Bu evdeki ağırşakların sahibi açıkça işliğinde ticari amaçlı kumaş üretiyordu. Öte yandan, Linear A tabletleri ve kil mühürlerin ortaya çıkarıldığı bir başka evin sakini muhtemelen bir kumaş satıcısıydı. Evdeki tabletlerden birinde 200 parça kumaş kayıtlıdır. Terazi ağırlıkları geçmiş toplumlar hem makra hem de mikroeonomik düzeyde incelemeye yarayan önemli araçlardır. Buradaki tartışma sikke kullanmayan toplumlarda malların nasıl değerlendirildiği sorusu doğrultusunda genişlemektedir. Metaller baskın ticari mallar olduğu için, Yakındoğu’da “değer”, “metal değeri” anlamı taşımaya başlamıştır ve bu yüzden Ege/Minos dünyası için de metallere dayalı bir para sistemi geçerli olabilir. Para birimi olarak kullanılması muhtemel metaller arasında, Mari’den gelen yazılı kanıtlara bakılırsa, işlevsel olmayan metal baltalar da vardı. Mari metinleri ayrıca tartma kusurlarından ve bunların nasıl düzeltileceği dışında tartma işlemine dâhil insanların kim oldukları hakkında bilgi verirler. Bu kişiler teraziyi kullanan uzman, sonucu kaydeden kâtip ve tartma işlemin göz kulak olan ebbû adlı şahıstır. Ebbû, zanaatkârların kullandığı tartma tekniklerine aşina ve farklı ölçü sistemlerini birbirine çevrilme hesapları konusunda eğitim almış uzman ve yargıçlardı. Kral tarafından her bir sefer belirli bir görev için (mesela nakledilen malın miktarını ve değerini garanti altına almak amacıyla) atanırlardı. Bu da bizi bir kez daha elçi/tüccarın rolü üzerine yorum yapmak üzere tartışmamızın başına geri getirmektedir. Uluburun gemisindeki iki Miken tüccarın Mari tabletlerinde geçen ebbû statüsüne sahip olduklarını düşünüyoruz; yani eşlik ettikleri malların miktarının hesaplama becerileri bulunmaktaydı. Ege standardında terazi ağırlıkları taşımamalarına rağmen (bu kişilerin tüccar olma ihtimallerine karşı önre sürülen mevcut itiraz), kraliyet tüccarları olarak faaliyet gösteriyorlardı. Sadece bu ağırlıklara gemide ihtiyaçları yoktu.