Journals / BELLETEN / 1985 / Cilt: 49 - Sayı: 193
Richard G. Hovannisian on Lieutenant Robert Steed Dunn
- Journal
- BELLETEN
- Pages
- 1–40
- DOI
- —
Abstract
The index to Richard Hovannisian's latest work: The Republic of Armenia. Volume II [From Versailles to London, 1919-1920], contains a single entry under: Dunn, Lieutenant Robert S. To anyone familiar with the role of Robert S. Dunn in Anatolian and Caucasian post World War I affairs, this cursory treatment must come as a bit of a surprise. Throughout the years 1919-1921, Dunn served as the U.S. High Commissioner, Admiral Mark L. Bristol's eyes and ears in this sensitive region, and it is no exaggeration to state that this U.S. Naval Intelligence Officer's contacts with the Bolsheviks, Armenian and Turkish Nationalist forces, and the reports he sent to Bristol based on them, were instrumental in shaping American foreign policy vis-a-vis this region during and after the period dealt with in the Hovannisian study.
Özet
Hitit tıbbının, çağdaşları olan Mısır ve Mezopotamya tıbbına göre daha çok ilkel olduğu, hattâ elimize geçen yazılı belgeler incelendiğinde, hastalık ve tedavi konusunda Hititlerce bilinenler ve yapılanların "tıp" adına bile lâyık olmadığı görüşünün (Güterbock 1962) ortaya atılmasının üzerinden on iki yıl geçtikten sonra, bu konudaki belgelerin yeniden incelenmesi ile meydana getirilen bir araştırma (Burde 1974), daha iyimser bir tablo çizmeye çalıştıysa da, eldeki toplam yirmi iki tabletten oluşan metin malzemesinin sadece on yedisini işleyen bu eserin, Hitit tıbbı hakkındaki eski kanıyı pek fazla değiştirmediği, aldığı eleştirilerden (Hoffner 1977) belli olmaktadır. Hititlerde tıp anlayışı ve uygulamaları üzerinde yapılan son incelemede (Ünal 1980) de yazar, Hititlerin hastalık nedenleri ve hijyen konularında "kayıtsız ve bilgisiz" oldukları ve sağlıklı olabilmek için aldıkları önlemlerin hemen hepsinin sihirle ya da "uzun tecrübelere dayanan kocakarı ilaçları ile ilgili" olduğu sonucuna varmaktadır. "Tıp" terimine layık görülmese bile, hastalıkların tedavisi değilse de, defedilmesi için yapılan, sihre dayalı işlemlerin araştırılması, başedemediği güçler karşısında âciz kalan insanoğlunun fikrî gelişiminin izlenmesi açısından olduğu kadar, Hitit toplumundaki tanrı-insan ilişkilerine ışık tutması yönünden de ilginçtir.