Journals / BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ / 2021 / Cilt: 8 - Sayı: 1
Two Complications of Modernization in Tafsir: Qur’anism and Historicism
- Pages
- 1–17
- DOI
- —
Abstract
Emerging in Europe during the 17th century, modernity is defined as a system of values that influenced the whole World along with the military, economic and cultural dominance and political expansion of the West. Emphasis on the positive sciences, rationalism, humanism, democracy, individualism and secularism are the foremost values in this system. Under the political, military, economic and cultural hegemony of the West, the Islamic world, which has experienced the biggest crisis in its history yet, has shown various psychological reactions against this great and unfamiliar challenge from Europe. It is possible to analyze these reactions in two general categories: defensive and adaptive. In this text we focus on the Pro-modernity intellectuals of the Islamic World who try to find a solution to this crisis by imitating and adapting the Western culture and its system of values. We then procced to analyze the complications arising from what can be seen as projections and implementations of these ideas in the field of Quranic interpretation: Qur’anism and Historicism. Of these two, Quranism, although accepts the actual value of the Quran, it interprets the verses within the framework of modern standards. On the other hand, Historicism argues that modern people have been subjected to the message of the Quran rather than its speech, so the Qur’an has no real value, especially in judgment.
Özet
Yaklaşık olarak XVII. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan modernite; Aydınlanma ile birlikte, Batı’nın askerî, ekonomik ve kültürel hâkimiyetine ve siyasî yayılmacılığına paralel olarak tüm dünyayı etkisi altına alan değerler sistemi olarak tanımlanmaktadır. Bilindiği gibi; akılcılık, pozitif bilim, hümanizm, demokrasi, bireycilik ve sekülerizm, bu sistem içinde en önde gelen değerlerdir. Batı’nın siyasî, askerî, ekonomik ve kültürel hegemonyası altında tarihinin en büyük krizini yaşayan İslâm dünyası, Avrupa’dan gelen ve yabancısı olduğu bu büyük tehdide karşı çeşitli psikolojik reaksiyonlar göstermiştir. Bu tavırlar genel olarak, apolojik/savunmacı ve adaptasyoncu olmak üzere iki temel kategoride değerlendirilebilir. Bu yazıda; adaptasyoncu, diğer bir deyişle İslâm dünyasının yaşadığı bunalıma Batı’yı taklit ederek ve onun değerler sistemine uyum sağlayarak çözüm bulmaya çalışan modernleşmeci İslâm entelektüelleri ve bu düşüncenin Kur’an yorumunda yol açtığı komplikasyonlar olarak Kur’ancılık ve tarihselcilik yaklaşımları ele alınacaktır. Bunlardan Kur’ancılık/meâlcilik Kur’an’ın aktüel değerini kabul etmekle birlikte, âyetleri Arap dilinin esnekliğinden faydalanmak suretiyle; hadisleri göz ardı etme ve geleneği reddetme pahasına modern ölçüler çerçevesinde yorumlamaktadır. Tarihselcilik ise çağdaş insanın Kur’an’ın hitabına değil mesajına muhatap olduğunu, dolayısıyla Kur’an’ın özellikle ahkâm konusunda aktüel bir değer taşımadığını savunmaktadır. Bu makalede, söz konusu iki yaklaşımın, İslâm dünyasının içinde bulunduğu krize çözüm olarak sunulan modernite değerleriyle uzlaşı anlayışının doğurduğu menfi sonuçlardan olduğu örnekleriyle gösterilmeye çalışılacaktır.