Journals / Bulletin of the mineral research and exploration / 2020 / Cilt: 0 - Sayı: 163
An approach for the application of energy-based liquefaction procedure using field case history data
- Pages
- 99–114
- DOI
- —
Abstract
This paper presents an overview to the applicability of the “energy-based liquefaction approach”with regards to the new developments in the subject. The method involves comparing the strainenergy for the soil liquefaction (capacity) with the strain energy imparted to the soil layer during anearthquake (demand). The performance of the method was evaluated by using a large database ofSPT-based liquefaction case history. The energy-based method and the more commonly used stressbased method were compared in their capability to assess liquefaction potential under the samedamaging historic earthquakes and geotechnical site conditions. In the procedure, the predictivestrain energy equations were used to estimate the capacity energy values. These empirical equationshave been developed based on the initial effective soil parameters. As for the energy of any givenstrong ground motion, it was computed from a velocity-time history of the ground motion and theunit mass of soil through utilization of kinetic energy concepts. The proposed energy-based methodhas effective way in evaluating the liquefaction potential based on the seismological parameters,contrary to the stress-based approach, where only peak ground acceleration (PGA) is considered.
Özet
Bu çalışma yeni gelişmelere ilişkin olarak “Enerji Tabanlı Sıvılaşma Yaklaşımının” değerlendirilmesine genel bir bakış sunmaktadır. Yöntem zemin sıvılaşması için birim deformasyon enerjisinin (kapasite), deprem sırasında zemine aktarılan birim deformasyon enerjisi (talep) ile karşılaştırılmasını içerir. Yöntemin performansı, SPT tabanlı sıvılaşma vaka geçmişi verilerini içeren ve farklı araştırmacılar tarafından güncellenen geniş bir veritabanı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sıvılaşma potansiyelinin belirlenmesine yönelik olarak, enerji tabanlı yöntemin ve daha yaygın olarak kullanılan gerilme tabanlı yöntemin aynı tarihi depremler ve saha koşullarında performansları karşılaştırılmıştır. Enerji tabanlı yaklaşımda, sıvılaşmayı tetiklemek için gerekli olan gerilme enerjisinin tahmin edilmesinde efektif gerilme ve rölatif sıkılık gibi zemin parametrelerini içeren ilişkiler kullanılmıştır. Herhangi bir yer hareketinin enerjisi (talep) için kinetik enerji kavramları kullanılarak yer hareketinin hız-zaman kaydı ve zeminin birim ağırlığı dikkate alınmıştır. Önerilen enerji tabanlı yöntem gerilme tabanlı yaklaşımdan farklı olarak sadece en yüksek yer ivmesinin (PGA) dikkate alındığı, sismolojik parametrelere dayalı sıvılaşma potansiyelinin değerlendirildiği daha etkili bir yöntemdir.b* ve c a c