Journals / Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi / 2012 / Cilt: 28 - Sayı: 84
Ziya Gökalp: From Turanısm To Turkısm
- Pages
- 104–143
- DOI
- —
Abstract
Ziya Gökalp’s ideology of Turkism not only had different phases, but there were various sources which influenced him during each period. One of the most important among these was Tatar and Azerbaijan Turkism which emerged as a response to the official Russification policy at the end of the nineteenth century. Under this influence Gökalp first developed the idea of cultural union of all Turkish-speaking peoples. Later, arguing that Anatolian Turks are different from the Tatars and Central Asian peoples although they share a similar culture and language, he put some distance between the “Outside Turks” and himself. This began by separating himself from Tatar nationalism, especially from Yusuf Akçura. Gökalp aimed to unite Anatolian peoples through the ideology of Turkism which he developed on the basis of the territorial nation-state model as the current world polity at the time. According to him, the borders of Turanism were too broad and vague. Gökalp, who is still considered by some circles as a racist or irredentist, always remained at a distance from racial and biological characteristics even during the period when he was known as a Turanist. Instead, he emphasized unity of language, culture and religion. This study focuses on the evolution of Gökalp’s ideas from Turanism to Turkism who was in contact with “Outside Turks”. As well, it aims to shed light on the roots of Turkism developed by Gökalp who advocated the idea of loyalty to the state through a sense of belonging to Turkish culture and nation.
Özet
Ziya Gökalp’in Türkçülük ideolojisinin farklı evreleri olduğu gibi, her dönemde onu etkileyen kaynaklar çeşitlidir. Bu kaynakların içinde en önemlilerinden biri, 19. yüzyılın sonunda resmi Ruslaştırma politikasına cevap olarak doğan Tatar ve Azerbaycan Türkçülüğüdür. Bu etki altında Gökalp, önceleri Türk dili konuşan bütün Türk halklarının kültürel birliği fikrini geliştirmiştir. Daha sonra ise her ne kadar benzer bir kültür ve dil paylaşsalar da, Anadolu Türklerinin Tatarlardan ve Orta Asya halklarından farklı olduğunu tartışarak “Dış Türklerle” arasına mesafe koymuştur. Bu gelişme, Gökalp’in kendisini Tatar milliyetçiliğinden, özellikle de Yusuf Akçura’dan ayırmasıyla başlamıştır. Gökalp, geliştirdiği Türkçülük ideolojisi çerçevesinde zamanının geçerli siyasa biçimi olan teritoryal ulus devlet modelini temel alarak Anadolu halklarını birleştirmeyi hedeflemiştir. Ona göre, Turancılığın sınırları çok geniş ve muğlaktır. Bugün hâlâ bazı çevreler tarafından ırkçı ya da irredantist olarak tanımlanan Gökalp, Turancı olarak nitelendirildiği dönemde bile ırk ve biyolojik özelliklere her zaman mesafeli durmuş; bunların yerine dil, kültür ve din birliğini vurgulamıştır. Bu çalışma, “Dış Türklerle” temas halinde olan Gökalp’in düşüncelerinin Turancılıktan Türkçülüğe evrilişi üzerinde durmaktadır. Aynı zamanda Türk kültürü ve ulusuna aidiyet temaları üzerinden devlete bağlılık fikrini savunan Gökalp’in Türkçülüğünün köklerine ışık tutmayı hedeflemiştir.