Journals / Bingöl Üniversitesi İlahiyat FakültesiDergisi / 2018 / Cilt: 0 - Sayı: 11

Müftüzâde Muhammed Sâdık al-Erzincânî and His Place in the Arabic Language

Müftüzâde Muhammed Sâdık el-Erzincânî ve Arap Dilindeki Yeri

Pages
259–280
DOI
—

Abstract

Müftüzâde Muhammed Sâdık was born (1748?) in Erzincan. He completed primary school education there, and later moved to Istanbul where he served as a muderris (madrasah teacher) for a certain period of time. As result of his growing reputation during his tenure in Istanbul, Samânîzâde Ömer Hulûsî Efendi, Shaykh al-Islam at that time, invited him with the decree of Selim III to the lessons before the sultan as mukarrir (who gives a lecture by repeating). He spent his last days in Istanbul, Uskudar until his death in 1808, and was buried there. Turbulent and changeable political, social and cultural structure of the period Müftüzâde lived in made a huge impact on the intellectual life at that time. This impact had negative sides as well as positive dimensions. There were multifaceted impacts on the Arabic language in terms of language, lexicon and literary style in particular. Having a complete command of the language structure of Arabic, Müftüzâde made a name for himself especially with his works on Arabic language and literature. It is seen in the footnotes written by Müftüzâde in Arabic on various writers’ works that he studied these works refinedly, explaining implicit and incomprehensible topics with a plain language. This study, aiming to present Müftüzâde’s contribution to the Arabic language and literature to the science world’s attention, first introduces his scholarly personality, and then, attempts to demonstrate his place and prominence in the Arabic language considering the scholarly value of his works.

Özet

Müftüzâde Muhammed Sâdık, Erzincan’da (1748?) dünyaya gelmiştir. İlk tahsiliniburada tamamlamış daha sonra İstanbul’a gitmiş, orada belli bir dönem müderrislikyapmıştır. İstanbul’da görev yaptığı dönemde şöhretinin artması sonucu devrinşeyhülislamı olan Samânîzâde Ömer Hulûsî Efendi onu, padişah III. Selim’in deiradesiyle mukarrir olarak huzur derslerine davet etmiştir. Ömrünün son döneminiİstanbul, Üsküdar’da geçirmiş, 1808 yılında orada vefat etmiş ve yine aynı ilçededefnedilmiştir.Müftüzâde’nin yaşadığı dönemin siyâsî, sosyal ve kültürel yapısının çalkantılıve değişkenliği, dönemin fikrî hayatına büyük oranda etki etmişti. Bu etkinin olumsuz yönleri kadar olumlu yanları da olmuştur. Özellikle dil, lügat ve edebî üslupaçısından Arap diline çok yönlü etkileri olmuştur. Arapçanın dil yapısına tam anlamıyla vakıf olan Müftüzâde özellikle Arap dili ve edebiyatı üzerine yazdığı eserlerleadından söz ettirmiştir. Müftüzâde’nin, değişik müelliflerin eserleri üzerine Arapçakaleme aldığı haşiyelerinde, bu eserleri dakik bir üslupla incelediği, kapalı ve anlaşılmaz konuları sade bir dille açıkladığı görülmektedir. Müftüzâde’nin Arap dili veedebiyatı alanına katkılarının bilim dünyasının dikkatine sunulması amacıyla kalemealınan bu çalışmada müellifimizin önce ilmî kişiliği üzerinde durulmuş, ardındanda eserlerinin ilmî değeri göz önünde bulundurularak, müellifin Arap dilindeki yerive önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.