Journals / Bilimname / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 38

THE STATE'S RESPONSIBILITY TO PRESERVE SACRED VALUES IN THE LATE OTTOMAN PERIOD

GEÇ OSMANLI DÖNEMİNDE DEVLETİN KUTSAL DEĞERLERİ KORUMADAKİ DUYARLILIĞI

Journal
Bilimname
Pages
449–468
DOI
—

Abstract

The Ottoman State, which has accepted itself as the representative of Sunni Islam has made various attempts against the insult of the holy values of Islam, both inside and outside its territory; and has handed out various punishments; especially for those who initiated this movement within its borders. In the West, theaters staged plays which had led to humiliation of the Prophet Mohammed (SAV) in their own societies; moreover, various books were written in this context. Moreover, the names of lafza-i celal, prophet and sahâbe were superseded by various articles and game cards. In the face of these events in Europe, it has observed that the Ottoman Empire had sought to prevent these insulting plays, which involve humiliation against Islam and Muhammad by using its diplomatic channels. Attempts were primarily undertaken by embassies who had been reported the incident, but if these attempts weren't carried off, the information about plays and attempts would be sent to relevant authorities so as to get İstanbul involved.

Özet

Osmanlı Devleti kendisini Sünni İslam’ın temsilcisi kabul etmiş İslam’ın kutsaldeğerlerine gerek toprakları içerisinde gerekse toprakları dışında yapılanhakaretlere karşı çeşitli girişimlerde bulunmuş ve özellikle kendi sınırlarıiçerisinde bu yola tevessül edenlere çeşitli cezalar uygulamıştır. Batı’da Hz.Muhammed’i (SAV) kendi toplumları gözünde küçük düşüren tiyatrolarsahnelenmiş ve çeşitli kitaplar yazılmıştır. Bununla beraber çeşitli eşyalara veoyun kâğıtlarına lafza-i celal, peygamber ve sahâbe isimleri bastırılmıştır.Avrupa’da meydana gelen bu olaylar karşısında Osmanlı Devleti’nin diplomatikkanalları kullanarak Hz. Muhammed’e ve İslam’a yönelik hakaret içeren oyunlarıengelleme yoluna gittiği görülmüştür. Girişimler öncelikli olarak olayı haber alansefaretlerce yapılmış, ancak sefaretlerce yapılan bu girişimlerden sonuçalınamaması durumunda İstanbul’un devreye girmesi için oynatılacak oyun veyapılan girişimler hakkındaki bilgiler, ilgili makamlara gönderilmiştir. Sultan veİstanbul Hükümeti ise Müslümanların halifesi ve hamisi olarak hakaret içeriklibu oyunların engellenmesini, oyunun oynatılacağı ülke yönetimlerinden talepetmiş ve genellikle olumlu sonuç almıştır. Osmanlı Devleti sınırları içerisinde isehakaretler genellikle Hz. Peygambere, sahâbelere küfretmek şeklindegerçekleşmiştir. Gayrimüslim tebaa tarafından yapılan hakaretler bazen birayakkabı imalatçısının kundurularının altına Muhammed ismini yazması, bazenMüslümanlar tarafından necis kabul edilen domuzun kanının, başının veya çeşitliorganlarının Müslümanların ibadet yerlerine atılması ya da su temin ettikleriçeşme başlarına sürülmesiyle gerçekleşmiştir. Bununla birlikte doğrudan Hz.Muhammed’e hakaret edenler tespit edilmiştir. Devletin güçlü olduğudönemlerde İslam’ın kutsalına yapılan saldırılara verilen cezalar genellikle idamolurken devletin zayıflamaya başlaması ile bu sürgün, görevden almak gibi dahahafif cezalara dönüşmüştür.