Journals / Bilimname / 2020 / Cilt: 0 - Sayı: 41

GEORG SIMMEL’S SOCIOLOGICAL AND PYSCHOLOGICAL PERSPECTIVE ON RELIGION AND RELIGIOSITY

GEORG SİMMEL’İN SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK BAKIŞ AÇILARINDAN DİN VE DİNDARLIK ANLAYIŞI

Journal
Bilimname
Pages
39–65
DOI
—

Abstract

Georg Simmel is well known as a sociologist of modernity. Because he was discussing the traumatic effects of modernity on individual, he was also considered as a pioneer of psychology and social psychology. Thus, he has clearly succeeded in analyzing modern society with the dynamics of belief and cultural formation. In his sincere determinations, he always emphasized the importance of the individual's spiritual structure. Religion, according to him, is one of the fundamental particles that have an effective place in the inner life of the individual and constitute the society. Simmel argues that no one has ever been able to find a complete explanatory answer to the question of what is religion without implicit rhetoric or without going to incomprehensible generalizations. According to Simmel, distinction between religiosity and religion is fundamental. In his view, religion does not create religiosity but religiosity creates religion. However, two questions in this subject. Firstly, over the course of two decades Simmel’s understanding of religion evolved from an initially sociological into a definitely philosophical one. Secondly, Simmel uses the word “religion” sometimes in the stricter (historical religion), and sometimes in the wider sense (religiosity). This work is a descriptive study based on Simmel's own works and other literature

Özet

Simmel modernitenin sosyologu olarak bilinir. Metropol yaşamı düşünceleriniderinden etkilemiştir. Modernitenin birey üzerindeki sarsıcı etkilerini tartışmasıaçısından psikoloji ve sosyal psikolojinin de öncüleri arasında sayılır. Moderntoplumu, inanç ve kültürel oluşum dinamikleriyle analiz etme başarısıgöstermiştir. Ona göre moderniteyle ilgili tespitlerinde hep bireyin ruhsalyapısının önemi üzerinde durmuştur. Din, ona göre bireyin içsel yaşamında etkinyeri olan ve toplumu oluşturan temel yapı taşlarından biridir. Bugüne kadarkimsenin, örtük söylemler ileri sürmeden, anlaşılmayan genellemeleregitmeksizin “din nedir” sorusuna tam açıklayıcı cevap bulamadığını ileri sürer.Simmel’e göre din ve dindarlık arasındaki ayırım esastır. Din dindarlığı değil,dindarlık dini oluşturur. Bununla birlikte, Simmel’in din ve dindarlıkkavramlarını anlamada iki zorlukla karşılaşırız. Birincisi, Simmel’in dinanlayışında başlangıçta önemli yer tutan sosyolojik kavramlar zamanla felsefikavramlarla karıştırılmıştır. İkincisi ise, Simmel “Din” kavramını bazen daranlamda bazen de geniş anlamda kullanmıştır. Dar anlamda, günlük dildeanlaşıldığı şekliyle kurumsal, tarihi din ya da aşkın inançların bir muhtevasıolarak ve bu haliyle dindarlığın da karşıtı biçiminde kullanılmıştır. Genişanlamda ise, tarihi bir kurumla aynı anlama gelmeyen bir fenomen olarakdüşünülmüş, bireyler arası etkileşime dayalı ilişkilerin atfedildiği bir anlamsistemi olarak görülmüştür. Bu çalışma, Simmel’in eserleri başta olmak üzere,ilgili literatüre dayalı deskriptif bir çalışmadır.