Journals / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2022 / Cilt: 26 - Sayı: 2
THE PROBLEM OF PROTECTING THE BONO FIDE OF THE THIRD PARTY WITH REGARD TO THE DISPOSITION LIMITATIONS PROVIDED IN SECOND PARAGRAPH OF THE ARTICLE 297 OF THE ENFORCEMENT AND BANKRUPTCY LAW
- Pages
- 259–286
- DOI
- —
Abstract
According to second paragraph of article 297 of the Enforcement and Bankruptcy Law, during the concordat respite, establishing a pledge, warrant, making gratuitous dispositions depend, transferring the immovable, the movable which is important fort he continuation of the commercial enterprise and the permanent installation of the commercial enterprise, enjoin on obtaining permission from the court. The legal transactions made without the permission of the court are invalid. Limitations on the debtor’s power of disposition on her assets become eff ective from the moment the temporary respite is decided.If a temporary respite is decided, this decision must be announced. The publication of the decision is not important in terms of the validity of the disposition limitations stipulated in the Law. However, the third party can usually learn that the temporary respite has been decided upon the announcement of the decision. It is possible for the third party and the debtor to have made one of the legal transactions listed in the Law, although the temporary respite has been decided. In such a case, it is a question whether the bone fide of the third party will be protected or not in the duration between the decision and the publication.
Özet
İcra ve İflâs Kanunu’nun 297’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, konkordato mühleti esnasında rehin tesis edilmesi, kefil olunması, ivazsız tasarruflarda bulunulması, taşınmazın, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırın ve işletmenin devamlı tesisatının devredilmesi, takyit edilmesi mahkemeden izin alınmasına bağlıdır. Mahkemeden izin alınmaksızın yapılan hukukî işlemler ise hükümsüzdür. Borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisine getirilen sınırlamalar, geçici mühlete karar verildiği andan itibaren geçerli olmaktadır. Geçici mühlete karar verilmesi hâlinde, bu kararın ilân edilmesi gerekmektedir. Kararın ilân edilmesi, Kanun’da öngörülen tasarruf sınırlamalarının geçerliliği bakımından önem taşımaz. Bununla birlikte üçüncü kişi, geçici mühlete karar verildiğini genellikle kararın ilân edilmesi durumunda öğrenebilmektedir. Geçici mühlete karar verilmiş olmasına rağmen, üçüncü kişi ile borçlunun, Kanun’da sayılan hukukî işlemlerden birini yapmış olması mümkündür. Böyle bir durumda, geçici mühlete karar verilmesi ile kararın ilân edilmesi arasında üçüncü kişinin iyiniyetinin korunup korunmayacağı bir sorun teşkil etmektedir.