Journals / Bağcılar Tıp Bülteni / 2021 / Cilt: 6 - Sayı: 3

Using mSIS, DNI, CRP, LDH and Albumin Levels for Predicting Burn-related Mortality

Yanık İlişkili Mortalitenin Öngörülmesinde mSIS, DNI, CRP, LDH ve Albümin Seviylerinin Kullanılması

Pages
334–338
DOI
—

Abstract

Objective: After major burn injury, patients suffer from massive systemic inflammatory response. Approximately 54% of burn-related deaths in modern burn units occur due to septic shock and multiple organ dysfunction syndrome instead of osmotic shock and hypovolemia, in 72 hours after admission. Early diagnosis and effective treatment of the sepsis would be a benefit for burn patients, especially those with severe burns. In this study, we aimed to use modified systemic inflammatory score (mSIS), C-reactive protein (CRP), delta neutrophil index (DNI), lactate dehydrogenase (LDH) and albumin (ALB) together to predict mortality of patients suffering from more than 30% of total body surface area (TBSA) burns. Method: Between January 2020 and December 2020, the records of patients admitted to our center were analyzed retrospectively. Demographic and burn-related characteristics of patients and mortality were tabulated. DNI, CRP, serum ALB and LDH levels at the time of admission and discharge were also recorded. mSIS was calculated for all patients based on serum ALB levels and lymphocyte-to-monocyte ratio. The DNI, CRP, LDH and ALB levels both during admission and discharge were analyzed with ROC analysis. Results: Totally 55 severe burn patients were admitted to burn intensive care unit in one year period. The mean age of the patients was 40.8 (18- 89) years and the mean burned TBSA was 40.73%. There were 13 deaths with 23.6% mortality rate. The average length of stay for all patients was 35.3 days where all mortalities occurred after 72 hours of admission. Both admission and discharge CRP levels were significantly high for non-survivals (p=0.001 and p=0.000, respectively). When LDH, ALB and DNI values were compered between the groups, while LDH and DNI discharge levels were significantly high and ALB levels were significantly low for non-survivals, there were no difference at the admission levels. The ROC curve analysis was performed for the eligibility of the inflammatory biomarkers to predict the mortality. Continued high levels of LDH, CRP, and DNI and decreasing ALB levels predicts mortality better than abbreviated burn severity index and rBAUX according to the value of area under ROC curve (0.86, 0.92, 0.84, respectively). Conclusion: Predicting the life expectancy of patient at the time of admission to the burn intensive care unit is the greatest help in deciding the treatment scheme. Burn severity scores are mostly used for mortality prediction, and widely used ones are based on TBSA and age. Sometimes, calculating the TBSA could be difficult especially for the patients referred from primary care. In regard to our study, accurate mortality prediction can be made with CBC, serum ALB and CRP levels and without TBSA. Moreover, during the intensive care unit stay, increasing levels of DNI, LDH and CRP levels and decreasing ALB levels should be alerting for mortality.

Özet

Amaç: Majör yanık yaralanmalarından sonra hastalarda masif sistemik enflamatuvar yanıt görülmektedir. Modern yanık ünitelerinde yanığa bağlı ölümlerin yaklaşık %54’ü, ozmotik şok ve hipovolemi yerine başvurudan 72 saat sonra septik şok ve çoklu organ disfonksiyonu sendromu nedeniyle meydana gelmektedir. Sepsisin erken teşhisi ve etkin tedavisi, yanık hastalarında, özellikle ciddi yanıklarda fayda sağlayacaktır. Bu çalışmada toplam yanık vücut yüzey alanı (TVYA) %30’dan fazla olan hastalarda mortaliteyi tahmin etmek için sistemik enflamatuvar skor (mSIS), C-reaktif protein (CRP), delta nötrofil indeksi (DNI), laktat dehidrogenaz (LDH) ve albümini (ALB) birlikte kullanmayı amaçladık. Yöntem: Ocak 2020 ile Aralık 2020 tarihleri arasında merkezimize başvuran hastaların hasta kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Hastaların demografik ve yanık ile ilgili özellikleri mortalite varlığı durumuna göre analiz edilmiştir. Hasta kabulü ve taburculuk sırasındaki DNI, CRP, serum ALB ve LDH seviyeleri de kaydedildi. mSIS, tüm hastalar için serum ALB seviyelerine ve lenfosit-monosit oranına göre hesaplanmıştır. Hem yatış hem de taburculuk sırasında DNI, CRP, LDH ve ALB seviyeleri ROC analizi ile analiz edildi. Bulgular: Bir yıllık süre içerisinde yanık yoğun bakım ünitesine toplam 55 ağır yanıklı hasta başvurdu. Hastaların ortalama yaşı 40,8 (18-89) yıl ve ortalama yanık TVYA’sı %40,73 idi. Hastaların 13’ü hayatını kaybetti (%23,6). Tüm hastalar için ortalama yatış süresi 35,3 gün olup, tüm ölümler başvurudan 72 saat sonra meydana gelmiştir. Hem yatış hem de taburculuk CRP düzeyleri ölen hastalar için anlamlı derecede yüksekti (sırasıyla p=0,001 ve p=0,000). Gruplar arasında LDH, ALB ve DNI değerleri karşılaştırıldığında, hayatını kaybeden hastalarda LDH ve DNI taburculuk düzeyleri anlamlı olarak yüksek, ALB anlamlı derecede düşüktü, ancak kabul düzeyleri arasında fark yoktu. Mortaliteyi tahmin etmek için enflamatuvar belirteçlerin uygunluğu için ROC eğrisi analizi yapıldı. Devam eden yüksek LDH, CRP ve DNI seviyeleri ve azalan ALB seviyelerinin (sırasıyla; 0,86, 0,92, 0,84) ölüm oranını kısaltılmış yanık şiddet indeksi ve rBAUX’ten daha iyi tahmin ettiği görülmüştür. Sonuç: Hastanın yanık yoğun bakım ünitesine kabul edildiği andaki yaşam beklentisinin tahmin edilmesi, tedavi şemasının belirlenmesinde en büyük yardımcıdır. Mortalite tahmini için çoğunlukla yanık şiddeti skorları kullanılır ve bunlardan yaygın olarak kullanılanları TVYA ve yaşa dayanmaktadır. Bazen özellikle birinci basamaktan sevk edilen hastalar için toplam vücut yüzey alanının (TBSA) hesaplanması zor olabilir. Bu çalışma ile TBSA’dan bağımsız olarak, sadece tam kan sayımı, serum ALB ve CRP seviyeleri ile mortalite tahmininin mümkün olabileceği gösterilmiştir. Ayrıca, yoğun bakımda kalış sırasında artan DNI, LDH ve CRP seviyeleri ve azalan ALB seviyeleri mortalite için alarm verici olmalıdır.