Journals / Avrasya Dosyası / 2006 / Cilt: 12 - Sayı: 1
Central Asia in the Chinese Chess Game
- Journal
- Avrasya Dosyası
- Pages
- 7–36
- DOI
- —
Abstract
The collapse of Soviet Union and the emergence of Central Asia as an independent geopolitical space created a golden opportunity for China. Because, the region was a potential market and a rich source of strategically important raw materials for China’s fast growing economy. China entered the region rapidly and established multilevel relations with Central Asian’s Countries. Chinese goals in Central Asia are clear and explicit: firstly, to maintain peace and security on the borders with Central Asia and to keep this region as its stable strategic rear area; secondly, to constrain the separatist movements of East Turkestan; thirdly, to spread its economic influence through the region and to become indispensable partner of these countries and lastly to make Central Asia one of China’s diversified sources of energy and to create a Pan asian energy belt for its own energy security. The Shanghai Cooperation Organization (SCO) serves as an invaluable tool for Chinese Interests. The SCO not only provides China with a security protection mechanism, but also constitutes an established channel to participate in Central Asian affairs, and a platform to cooperate with Central Asian Countries in political, economic, military and energy spheres. Despite some substantial progress, there are still large drawbacks with the SCO and a hidden power struggle between Russia and China is continuing. China seriously concerns about the U.S. military presence in Central Asia and feels surrounded by this hegemonic power. Although the U.S. position in the region was most advantageous following the event of 9/11, after Kyrgyz Revolution and Uzbekistan’s break up with Uzbek - U.S. strategic partnership, the balance of the three powers in Central Asia has shifted in favor of the Sino - Russian axis. The U.S. military presence in Central Asia does not pose a direct menace to China today, but if China doesn’t adapt the rules imposed by Western Powers and Sino-U.S. global rivalry reaches uncontrollable level for USA, the relations may turn sour and USA can play “East Turkestan Card” to disintegrate China. This possibility leaves China with a two-front confrontation. Considering current developments in SCO, it can be assumed that China will continue its efforts to hold a better strategic standing in Central Asia and its attempts to conclude U.S. military presence beyond its eastern borders.
Özet
Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Orta Asya’nın bağımsız bir jeopolitik alan olarak ortaya çıkışı Çin açısından altın niteliğinde bir fırsat oluşturdu. Zira bölge, hızla büyüyen Çin ekonomisi için potansiyel bir pazar ve stratejik hammaddeler bakımından çok zengin bir kaynaktı. Çin hızla bölgeye girdi ve Orta Asya ülkeleri ile çok yönlü ilişkiler kurdu. Çin’in bölge ile ilgili hedefleri çok belirgindir. İlk hedefi Orta Asya ülkeleri ile olan sınırlarını huzurlu ve güvenlikli hale getirerek arka bölgesinin stratejik güvenliğini muhafaza etmektir. İkincisi Doğu Türkistan’daki bağımsızlık yanlısı hareketleri kontrol altına almaktır. Üçüncü hedefi ekonomik etkinliğini tüm bölge geneline yaymak ve bu ülkeler için vazgeçilemez bir partner haline gelmektir. Sonuncu hedefi ise Orta Asya’yı Çin için bir enerji kaynağı haline getirmek ve bütün Asya’yı kapsayan bir enerji kuşağı oluşturarak kendi enerji güvenliğini sağlamaktır. Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Çin çıkarları açısından çok değerli bir araçtır. Örgüt Çin’e güvenlik sağlayan bir mekanizma olmanın dışında, aynı zamanda, Orta Asya ile ilgili konulara dahil olmasını sağlayan bir kanal, Orta Asya ülkeleri ile politik, ekonomik, askeri ve enerji alanlarında bir işbirliği zemini oluşturmaktadır. ŞİÖ bünyesindeki ciddi gelişmelere karşın henüz çözümlenemeyen sıkıntılar da vardır ve Rusya ile Çin arasındaki örtülü mücadele devam etmektedir. Çin, Orta Asya’daki ABD askeri varlığından ciddi biçimde rahatsızdır ve bu hegemonik güç tarafından kuşatıldığını düşünmektedir. 11 Eylül olaylarından sonraki dönemde ABD’nin konumu bir hayli güçlenmişken, Kırgızistan Devrimi ve Özbekistan’ın ABD ile olan stratejik işbirliğine son vermesi gibi olaylardan sonra Orta Asya’daki dengeler Çin-Rus ekseni lehine kaymış durumdadır. ABD’nin Orta Asya’daki askerî varlığı bugün için Çin’e doğrudan bir tehlike oluşturmamaktadır. Fakat Çin’in Batılı güçler tarafından dayatılan kurallara uyum sağlamaması ve Çin-ABD rekabetinin ABD tarafından kontrol edilemeyecek bir düzeye tırmanması durumunda ilişkiler bozulabilir ve ABD, Çin’i parçalayabilmek amacıyla “Doğu Türkistan” kartını oynayabilir. Bu olasılık Çin’i iki cepheden sıkıştıracaktır. ŞİÖ içerisindeki son gelişmeler göz önüne alınırsa, önümüzdeki dönemde Çin’in Orta Asya’da daha güçlü bir stratejik pozisyon elde etmek ve sınırları ötesindeki ABD askeri varlığına son vermek için çabalarına devam edeceği söylenebilir.