Journals / Avrasya Dosyası / 2007 / Cilt: 13 - Sayı: 1
The Black Sea: A Gateway to Energy Security and Diversification
- Journal
- Avrasya Dosyası
- Pages
- 243–265
- DOI
- —
Abstract
Fossil fuels are expected to continue dominating the world energy supplies in the coming decades while meeting more than 80 percent of the projected increase in energy demand to 2030. While the Middle East and North Africa region (MENA) will continue to be by far the largest supplier, the Caspian and Black Sea regions will also play a complementary role in world demand and energy security. As oil and gas trade between regions/countries is rapidly growing the potential for cooperation among parties also increases. On the other hand, the vulnerability of the importing countries towards limited sources and rivalries, which feed instability in oil producing and transit regions also increases. To that end, diversification comes forth as the most vital concept to the reduction of insecurity in the global energy field. The rapidly increasing oil export volumes via the Black Sea raises environmental risks as the Black Sea and the Straits of Bosphorus and Dardanelles come under severe threat from increasing oil tanker traffic. Therefore not only benefits but also associated risks should be recognised and evaluated accordingly. To that end, a regional approach and cooperation constitute a vital necessity. The Black Sea can certainly be a gateway which can serve for the purposes of energy security and diversification if the countries in the region manage to rationally cooperate. If the countries of the region allow emotions to overcome rationality and fail to cooperate and if eventually rivalry overcomes mutual understanding, the gateway may turn instead into a locked iron door and become a source of instability
Özet
Önümüzdeki onyıllarda da küresel enerji arzında fosil yakıtların birinci sırada yer almaya devam edeceği ve 2030 yılına kadar enerji talebinde kaydedilmesi beklenen artışın yüzde 80’inin fosil yakıtlarla karşılanacağı tahmin edilmektedir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi (MENA) açık ara ile en büyük fosil yakıt arzcısı olmaya devam ederken, Hazar ve Karadeniz bölgeleri de küresel arz ve enerji güvenliğinde tamamlayıcı bir rol oynayacaktır. Bölgeler/ülkeler arasında petrol ve doğal gaz ticaretinin hızla gelişmesi sonucunda taraflar arasında işbirliği potansiyeli de artmaktadır. Öte yandan yine bu yüzden ithalatçı ülkelerin bu sınırlı kaynaklara ve petrol üretim ve nakil bölgelerinde istikrarsızlığı arttıran rekabet koşullarına hassasiyeti (vulnerability) artmaktadır. Bu durumda enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi küresel enerji alanında güvensizliğin azaltılması bakımından en hayati kavram olarak öne çıkmaktadır. Karadeniz üzerinden petrol ticaretinin hacminin hızla büyümesi, Karadeniz ve Boğazların artan tanker trafiği yüzünden ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalması nedeniyle çevre konusunda risk yaratmaktadır. Bu yüzden değerlendirme yaparken sadece yararlar değil riskler de hesaba katılmalıdır. Bu amaçla bölgesel bir yaklaşım ve işbirliği elzemdir. Bölge ülkeleri akılcı bir tutumla işbirliği yaparlarsa Karadeniz gerçekten de enerji güvenliğine ve kaynakların çeşitlendirilmesine hizmet eden bir kapı olabilir. Ancak bölge ülkeleri işbirliği yapmaz, rekabet dürtüsü karşılıklı anlayışa üstün gelir ve duygular aklın önüne geçerse, bu geçit, kilitli demir bir kapıya dönüşebilir ve istikrarsızlık kaynağı haline gelebilir.