Journals / Akdeniz Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Dergisi / 2019 / Cilt: 2 - Sayı: 2
Tracking down Namus on the Discourses of Love, Fidelity and Reliability: Namus as a way of Self-Subjugation
- Pages
- 211–237
- DOI
- —
Abstract
The concept of namus which is one of the fundamental principles of the heterosexist gender regime is an effective social and political tool to construct women’s and men’s bodily practices and dynamics of power. Upon considering that knowledge is not objective but socially constructed and embedded in power dynamics, analyzing knowledge with its situatedness and contextuality is of significant importance for critical feminist studies. This study aims to explore bodily practices related to namus within the context of gender and power with the help of university students regarded as knowing and acting subjects in the research. It is claimed that namus identified with physical violence and femicide in hegemonic narratives could indicate a refined discourse of violence and turn into a truth regime including women’s body, sexuality, and social relations, as well. Employing its capacity to develop discourses, the power constructs new subjects contrary to a monolith subject. These new subjects- which cannot be easily understood in terms of domination and subjection alone- are discussed within the context of social construction, bio-power, and patriarchal bargaining. It is concluded that discourses of namus which are the impacts of masculine domination over women’s body are reproduced through new subjects and social practices. Furthermore, the core element of sexism inherent to namus is not abated. Namus is reproduced within a new discursive context which requires female self-control to confine women’s emotions, body, and sexuality rather than such traditionally labeled external factors as social or family pressure. These practices of the self are discussed through manufacturing consent.
Özet
Heteroseksist cinsiyet rejiminin temel öğretilerinden biri olan namus kavramı; kadınların ve erkeklerin beden ve iktidar pratiklerinin kurgulanmasında son derece etkili bir toplumsal ve politik araçtır. Bilginin tarafsız olmadığı, aksine ataerkil öğretilerle toplumsal olarak inşa edilmiş ve iktidar ilişkilerine gömülü olan yapısı dikkate alındığında; bilgiyi “bağlamsallığı” ve “konumsallığı” ile tartışmak feminist eleştirel çalışmalar için önemli olmuştur. Bu çalışma; “bilen” ve “eyleyen özneler” olarak araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin namus ve beden pratiklerini, toplumsal cinsiyet ve iktidar ilişkisi ekseninde irdelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, hegemonik anlatılarda fiziksel şiddet ve kadın cinayetleri ile ilişkilendirilen namus kavramının, aynı zamanda “gizil” bir şiddet söylemine işaret ettiği; bedeni, cinselliği ve kadının ilişkilenme biçimlerini de içine dâhil edecek şekilde bir hakikat yasasına dönüştüğü iddia edilmiştir. İktidar, söylem üretme gücünü kullanarak bütüncül bir özne anlayışının aksine yeni öznellikler yaratır. Ezme ve ezilme dikotomisinin keskinliği içinde anlaşılamayacak bu yeni öznellikler araştırma kapsamında; “sosyal inşa” kuramının kuramsal çerçevesinden yararlanılarak “biyo-iktidar” ve “ataerkil pazarlık” kavramları ile tartışılmıştır. Bu tartışma sonucunda ise eril tahakkümün kadın bedenine yansımaları olarak kabul edilen namus söylemlerinin, yeni öznellikler ve toplumsal pratikler aracılığıyla yeniden üretildiği ve namus kavramına içkin cinsiyetçi özün sarsılmadığı ortaya çıkmıştır. Namusun -dışarıdan bir baskı aracına gerek duymadan- kadının duygularını, bedenini ve cinselliğini özkontrol mekanizmaları aracılığıyla sınırlandıran ve geleneksellikten arındırılmış bir çerçevede yeniden üretilen yapısına nüfuz eden bu çalışmada; kendiliğin bireysel isteklerle kurgulandığı bu süreç, rızanın inşası bağlamında tartışılmıştır.