Journals / Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi / 2020 / Cilt: 0 - Sayı: 68

OLD WORDS FORGOTTEN IN WRITTEN LANGUAGE IN LULLABIES TURKISH

TÜRK NİNNİLERİNDE YAZI DİLİNDE UNUTULAN ESKİ KELİMELER

Pages
121–151
DOI
—

Abstract

The Turkish language has spread to different geographies in parallel with the changes and developments in social life in the historical process and has undergone some changes in the new geographies in line with the needs of society and contacts with different cultures. These changes occurred both in grammatical elements and vocabulary. Some of the elements in the vocabulary of the language continue to exist by differentiating in terms of phonetic, morphology or meaning characteristics, while others have been completely out of the use of written language. However, even though these words go beyond the usage area of written language, they can survive in their old form and meaning in oral culture products. For this purpose, the “old words”, whose roots go back to ancient times, have fallen out of use in written language, but which continue to survive in lullabies, one of the oldest products of oral culture, are discussed. In this study, important works related to the species, especially Amil Çelebioğlu’s Treasure of Turkish Lullabies were searched and the “old words” which were dropped from the Turkish Dictionary of TDK were determined. As a result, in the lullabies, forgotten in the written language today, 24 verbs, 22 nouns, 5 adjectives, 6 adverbs, 1 exclamation were used as 58 words were identified. Among these are the words that directly meet the child :“bala, çağa, kızan”;related to the feeding and care of the baby: “belek, belemek, belertmek, soğulmak, taya”; toilet care related to the scourge: “höllük”; those related to the habit of sleeping the baby are the words: “ırgalamak and üğrelemek”. It’s roots go back to the Old Turkish period (Gokturk, Uighur): “ağmak, bulak, eğin, gözgü, günü, höllük, ıramak, karımak, yarılgamak, yozmak, yumak, yüğrük”; cited words are Persian: “kelep, taya” and Mongolian “dulda”.

Özet

Türk dili tarihî süreç içerisinde toplumsalhayattaki değişme ve gelişmelere paralel olarakfarklı coğrafyalara yayılmış, yeni coğrafyalardafarklı kültürlerle temas ve ihtiyaçlar doğrultusundabirtakım değişimler geçirmiştir. Bu değişimlerhem gramer unsurlarında hem de söz varlığındameydana gelmiştir. Dilin söz varlığındakiunsurlardan bazıları zaman içinde ses, şekil veyaanlam özellikleri açısından farklılaşarak varlığınıdevam ettirirken, bazıları yazı dilinin/standart dilinçevrim alanının tamamen dışına çıkmıştır fakat bukelimeler yazı dilinin çevrim/kullanım alanınındışına çıksa da sözlü kültür ürünlerinde eski şekilve anlamıyla canlılığını sürdürebilmektedir. Buamaçla kökleri çok eskilere uzanan, yazı dilindekullanımdan düşmüş, sözlü kültür ürünlerinin eneskilerinden olan ninnilerde hayatiyetini devamettiren “eski kelimeler” ele alınmıştır.Çalışmada başta Amil Çelebioğlu’nun TürkNinniler Hazinesi eseri olmak üzere türle ilgiliönemli eserler taranmış ve TDK’nin TürkçeSözlük’ü esas alınarak kullanımdan düşmüş olan“eski kelimeler” belirlenmiştir. Neticedeninnilerde geçen, bugün yazı dilinde unutulmuş 24tanesi fiil, 22 tanesi isim, 5 tanesi sıfat, 6 tanesi zarf1 tanesi ünlem olarak kullanılan 58 kelime tespitedilmiştir. Bunlar içerisinde doğrudan çocuğukarşılayanlar: “bala, çağa, kızan”; bebeğinbeslenmesi ve bakımıyla ilgili olanlar: “belek,belemek, belertmek, soğulmak, taya”; tuvaletbakımıyla ilgili olan: “höllük”; bebeği uyutmaritüeliyle ilgili olanlar: “ırgalamak, üğrülemek”; bukelimelerden kökleri Eski Türkçe dönemine(Göktürkçe, Uygurca) kadar uzananlar: “ağmak,bulak, eğin, gözgü, günü, höllük, ıramak, karımak,yarılgamak, yozmak, yumak, yüğrük”; alıntıolanlar Farsça “kelep, taya” ve Moğolca“dulda”dır.