Journals / Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi / 2019 / Cilt: 3 - Sayı: 1
HYMN AND PRAYER JOURNAL NUMBERED 13229 IN KONYA METROPOLITAN MUNICIPALITY KOYUNOĞLU MUSEUM AND LIBRARY
- Pages
- 1–13
- DOI
- —
Abstract
The subject of this article is the hymn and prayer journal numbered 13229 found in Konya Metropolitan Municipality Koyunoğlu Museum and Library. According to catalog records, the work was completed by the calligrapher Mustafa Hilmî in 1284 (G. 1868). This small-volume journal consisting of twenty-two leaves is in a very good state physically and was written with a perfect line. The content of the journal consists of verse and prose texts all of which have religious characteristics. There are ten poems and twelve pieces of prose. Most of the poems, which have many inconveniences in terms of form-related features such as cadence and rhyme/repeated voice (radif), are in the form of hymn and only four have pseudonyms (Yûnus, Niyâzî, Mahfî). Proses are also composed of prayers such as forgiveness, salah, food and grave etc. as well as mühr-i şerîf (exalted seal) and virtues. The aim of our study is to eliminate -as far as possible- the uncertainties regarding this journal and its compiler based on its form and content characteristics, and thus to try to determine its place in the tradition of journal. In the study, all texts included in the work will primarily be transferred into Latin letters with transcription and thus the content of the journal will be obtained. Afterwards, the identity of the compiler of the journal will be tried to be determined through this transcription. Based on the work's physical characteristics, page designs, writing, the characteristics of the texts and the information obtained regarding its compiler, various determinations will be made about the journal. Within this scope, it will be discussed when, for what target audience and for what purpose the journal was compiled.
Özet
Klâsik Türk Edebiyatı’nda gerçekçi anlatıma sahip hatıra esaslı türlere ve anlatım biçimlerine çok sık rastlanmadığı bir gerçektir. Aslında bütün Doğu ve İslam edebiyatlarında durum bundan farksızdır. Söz konusu yoksunluğun İslam kültüründeki temel nedeni, birey ile bireye ait dünyevî rabıtaların dile getirilmesinin din ve tasavvufça hoş karşılanmamasıdır. Ayrıca yüzyıllarca eleştiriye kapalı siyasal ve sosyal yapı içinde yaşamak da önemli bir etkendir. Fakat modern manada olmasa da tezkireler, geleneksel tarih, vekâyinâme, gazavatnâme, seyahatnâme ve benzeri türden eserlerde, dağınık ama önemli anılara rastlamak mümkündür. Klâsik Türk şiirinde geleneksel türlere nispetle daha gerçekçi anlatıma sahip sergüzeştnâmeler, genellikle mesnevî nazım şekliyle manzum kaleme alınan edebî ürünlerdir. XV. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar kesintisiz biçimde vücuda getirilen bu türden eserlerde, göreceli bir realizm ön plandadır. Ancak bu durum, XIX. asır edebiyatımızda Batılılaşma ile birlikte ortaya çıkan pozitivist gerçeklilikle mukayese edilemez. Bununla birlikte, XIX. yüzyılın başında siyasî nedenlerle İstanbul’dan Keşan’a sürülen Keçecizâde İzzet Molla’nın (ö. 1829) yaklaşık bir yıl süren sürgün hayatı sırasında, 1823-1824 yılları arasında kaleme aldığı Mihnet-Keşân adlı mesnevisi, dikkat çekici bazı yenilikler içerir. Eserde şekil açısından geleneksel mesnevilerde görülmeyen çeşitli niteliklerle birlikte, gerçekçi tasvirler, kronolojik olay örgüleri, realist zaman-mekân-şahıs dizini, modern hikâyeleri andıran dönüşlülük ve psikolojik tahlilden hareketle oluşturulan anlatım tarzı, onu aynı dönemde kaleme alınan mesnevilerden tür ve şekil açısından farklı kılar. Bu farklılıklar, Mihnet-Keşân’ı, edebiyatımızda hatırat türünün öncüsü sayılabilecek bir niteliğe taşımıştır. Biz çalışmamızda Mihnet-Keşân’ı, bir yönüyle klâsik mesnevî olması açısından Divan şiiri araştırmaları yöntemleriyle ve başka bir bakışla modern hatırat nitelikleri taşıması dolayısıyla yeni metotlarla inceleyeceğiz. İnceleme sonunda, söz konusu eserin, modern hatırat türünün edebiyatımızda ortaya çıkışına nasıl öncülük ettiğini açıklığa kavuşturmaya çalışacağız.