Journals / Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi / 2019 / Cilt: 3 - Sayı: 4

HYMN AND PRAYER JOURNAL NUMBERED 13229 IN KONYA METROPOLITAN MUNICIPALITY KOYUNOĞLU MUSEUM AND LIBRARY

Osmanlı Dönemi Metinlerinde Ekmek ve Ekmekle İlgili Anlam Çerçeveleri

Pages
348–376
DOI
—

Abstract

The subject of this article is the hymn and prayer journal numbered 13229 found in Konya Metropolitan Municipality Koyunoğlu Museum and Library. According to catalog records, the work was completed by the calligrapher Mustafa Hilmî in 1284 (G. 1868). This small-volume journal consisting of twenty-two leaves is in a very good state physically and was written with a perfect line. The content of the journal consists of verse and prose texts all of which have religious characteristics. There are ten poems and twelve pieces of prose. Most of the poems, which have many inconveniences in terms of form-related features such as cadence and rhyme/repeated voice (radif), are in the form of hymn and only four have pseudonyms (Yûnus, Niyâzî, Mahfî). Proses are also composed of prayers such as forgiveness, salah, food and grave etc. as well as mühr-i şerîf (exalted seal) and virtues. The aim of our study is to eliminate -as far as possible- the uncertainties regarding this journal and its compiler based on its form and content characteristics, and thus to try to determine its place in the tradition of journal. In the study, all texts included in the work will primarily be transferred into Latin letters with transcription and thus the content of the journal will be obtained. Afterwards, the identity of the compiler of the journal will be tried to be determined through this transcription. Based on the work's physical characteristics, page designs, writing, the characteristics of the texts and the information obtained regarding its compiler, various determinations will be made about the journal. Within this scope, it will be discussed when, for what target audience and for what purpose the journal was compiled.

Özet

Kaynaklara göre insanoğlu, yaşaması için gerekli olan beslenme ihtiyacını ilk dönemlerde avladığı hayvanlardan elde ettiği et türevi besinlerle ve topladığı meyve ve bitki tohumları ile karşılamaktaydı. Bu aşamada doğanın kendisine sunduklarıyla yetinen insanoğlu elindeki malzemeyi değiştirme/dönüştürme yetisine sahip değildi. Dolayısıyla bitki tohumlarını işleyip una dönüştürmeyi de bilmiyordu. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte insanın ateşi kullanmayı öğrenmesi ve yerleşik yaşama geçmesi, besin kaynaklarının çeşitlenmesinin önünü açtı. Bu sürecin sonunda insanoğlu tahılı işlemeyi, elde ettiği unu mayalı ya da mayasız olarak hamur hâline getirmeyi ve fırın, tandır, sac gibi aletler aracılığıyla pişirerek ekmek hâline getirmeyi de öğrendi. Ortaya çıkan bu yiyecek insanlar tarafından öylesine beğenildi ki tarihin her döneminde insanlığın en temel besin kaynaklarından biri oldu. İnsanlığın gelişim sürecinde şehirleşmeye, meslekî bölümlenmeye ve ihtisaslaşmaya paralel olarak daha kolay üretilebilir ve ulaşılabilir olmasıyla birlikte bütün dünyada kurulan her sofranın vazgeçilmezi hâline geldi. Tarihî kayıtlarda Babil halkının fırında ekmek pişirmeyi bildiği, eski Mısır’da -tesadüfen bulunan- ekmek mayalama yönteminin kullanıldığı hatta Mısır’da beyaz ekmeğin soyluların ve sarayın simgesi sayıldığı gibi bilgiler bugüne aktarılmaktadır. Türklerde ise Orta Asya’dan itibaren var olan ekmek/etmek kültürü, Anadolu’ya yerleştikten sonra çeşitlenmiş ve daha zengin bir hâle gelmiştir. Anadolu coğrafyasının buğday yönünden zengin olmasının da etkisiyle buğday başta olmak üzere çavdar, arpa, mısır gibi tahıllar, ekmek yapımında kullanılmış ve ayrıca çeşitli yapım teknikleri ile ekmeğin şekli, tadı, dayanma süreleri de belirlenmiştir. Ekmek, toplumsal yapının gelişimiyle birlikte asgari düzeydeki beslenmenin sembolü hâline gelmiştir. İnsanların ekmeğe erişim gücü, toplumun refah düzeyinin göstereni olarak kabul edilmiştir. Toplumsal hayatın bu kadar önemli bir parçası olan ekmeğin ve çeşitlerinin, yaşanılan hayatın bir göstereni olan edebiyata ve edebi metinlere de yansıdığı görülmektedir. Bu çerçevede ekmekle ilgili pek çok unsur, edebiyatın mecazlar dünyası içerisinde kendine yer bulmuştur. Bu makalede ekmeğin ve ekmekle ilgili unsurların Osmanlı dönemi edebî metinlerindeki kullanılış biçimleri incelenecektir. Bu inceleme sonucunda ekmek etrafında oluşan anlam çerçevelerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir.

Keywords: Klasik Türk edebiyatı, edebî metinler